Featured Slider

SİS ~~~~~~~~ MIGUEL DE UNAMUNO





KİTABIN ADI:       SİS
YAZAR :                MIGUEL DE UNAMUNO
ÇEVİRMEN :          GÖKHAN AKSAY
YAYINEVİ :           OLVİDO KİTAP
SAYFA SAYISI :    210



Yazarın, basıldığı dönemde de kendinden söz ettiren bu yapıtında VAROLUŞÇULUK başrolde. Bunun yanı sıra anlatım tekniği o kadar ilginç ki bu satırları yazarken kitap hakkındaki yorumlara da göz attım ve hepsi aynı doğrultudaydı.


Başkahramanımız AUGUSTO PEREZ;varlıklı hayata karşı birçok kişiye ters gelebilecek felsefi öğeler içeren bakış açısı geliştirmiş bir zattır. Tesadüfen yolda giderken önüne çıkan EUGENİA'ya aşık olur. Kendisinden oldukça gençtir. O dakikadan sonra arayışa ve sorgulamaya başlar. Onun gözünde her şey bir SİS perdesinin arkasındadır. Kitaba adını veren SİS hikaye örgüsünde sık sık karşımıza çıkıyor. Ve günler geçtikçe herşey daha karmaşık bir hal alır. 
Farklı bir ülke ve kültürün edebiyatı olmasından dolayı da ahlaki bir yozlaşma ve çöküş görülmekte. Kitabın en can alıcı kısmı bana göre sonlara doğru, kitabın yazarının da dahil olduğu ve başkarakterle karşılıklı olan diyalogları. Ve PEREZ'i bekleyen şaşırtıcı son.



Rutinin dışına çıkmak isteyen tüm okurların ilgisini çekeceğine inandığım bir kitap. @birkutukitapcom un Haziran edebiyat kutusundan çıkan kitaptı, ben beğendim .







ARKA KAPAK


“Dilimizin büyük yazarı, metafiziği sezen tek İspanyol… Her şeyden önce, ölüm hakkındaki görkemli savların yaratıcısıdır Unamuno.” Jorge Luis Borges

İspanyol edebiyatının dev yazarı Miguel De Unamuno’nun başyapıtlarından olan Sis, 1914 yılında yayımlandığında hem
varoluşçu içeriği hem de anlatım tekniği ile büyük ilgi çekmiş; daha sonraları felsefede Sartre, Heidegger; edebiyatta Borges, Calvino gibi yazarların yapıtlarıyla zenginleşecek bir geleneğin ilk örneklerinden biri olmuştur.
Romanın ana karakteri Augusto Pérez hali vakti yerinde, yaşama dair felsefi görüşleri olan biridir. Ne var ki bir gün sokakta  gördüğü Eugenia’ya âşık olmasıyla tüm dünyası altüst olur. Zaten dünyayı bir sis olarak kabul eden Augusto için her şey gittikçe daha muğlak ve anlaşılmaz hale gelir. Sadece Augusto’nun düşünceleri değil, romanın kendisi de âdeta bir düşe, bir sise dönüşerek kurmaca sanatının sınırlarını zorlar.
Unamuno’nun artık bir dünya klasiği haline gelmiş bu eserini Gökhan Aksay İspanyolca aslından çevirdi.


💭💭💭💭💭💭

#kitaptanalıntı

"Hayatın sisi içerisinde kaybolmuş, cevabınızı beklemekteyim."


Augusto PEREZ






YAZAR HAKKINDA "


Miguel de Unamuno (1864, Bilbao — 1936, Salamanca), İspanyol düşünür, yazar.

Madrid Üniversitesi'nde felsefe ve edebiyat üzerine eğitim almış ve Bilbao'da felsefe öğretmenliği yapmıştır. 1891 yılında Salamanca Üniversitesi'nde Eski Yunan Dili Kürsüsü'nde profesör olmuştur.

20. yüzyıl İspanyası'nı düşünmüş ve yazmıştır. Dogmatik düşünceye (özellikle faşizme) karşı savaşmış ve bu uğurda 1924 yılında diktatör Miguel Primo de Rivera tarafından Fransa'ya sürgüne gönderilmiştir. 1930 yılında tekrardan Salamanca Üniversitesi'ndeki görevine dönen Unamuno, bu kez de diktatör Franco'ya karşı çıktığı için ev hapsine mahkûm edilmiştir. Tutuklu halde, 31 Aralık 1936 tarihinde ölmüştür. Roman, öykü, şiir, deneme ve oyun türünde eserler vermiştir.

"İnsan, kafasıyla düşünür, kalbiyle duyar ve midesiyle ister" ve "Başka yazarların neden bazı sözcükleri italik yazdığını anlayamıyorum. Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar. Hâlbuki, benim yazdığım her sözcük zaten önemlidir" gibi değinmeleri vardır.


"yazar hakkındaki özgeçmiş Idefix.com sitesinden alınmıştır."




HAYELDAMLASI




BİRKUTUKİTAPCOM TEMMUZ EDEBİYAT KUTUSU









@birkutukitapcom un #Temmuz #edebiyat kutusu "DANS" temalı . Kutuyu açtığımda sanki gökyüzü ve deniz birleşti sandım 💙 içim açıldı gözlerimi kapadım dalga seslerini dinledim 😉💛 abartmıyorum. Bu ay da çok sevdim. Ayrıntılı videom #igtv'de @hayeldamlasi ama şuracıkta da dursun istedim 💜Bu ay hangi kitabı okuyacağımı az çok kafamda belirledim . Sizlerin, içinde okuduğunuz ya da okumaya başlamam için önerdiğiniz kitap olursa hemen yorumlarınızı alayım. Mavi mavi masmaaaaviiiii hahah içimde bir yerlerde az biraz çocuk ruhu ve arabesk ruhu bulunmakta efenim ve duruma göre hangisi ağır basıyorsa ortaya çıkmakta 😝

E bir de akrostiş yapmayalım mı 🙋


Melekler gelmiş
Adını koymuş
Vesselam 
İstanbul gibi

Şehla bakar gözleri 👌


Yelda Ergin Öztürk

İyi Gelecek Elçileri - Zeynep Çavuşoğlu - Kuru Keçe Tekniği İle Geri Dö...






Migros'un İyiGelecekElçileri oluşumunu duydunuz mu?

Migros Money Club'a üye olup aşağıdaki linke tıkladığınızda kart numaranızla siteye üye olup verilen görevleri yaparak puan kazanıyor ve hem de eğlenip, öğreniyorsunuz. Migros TV Stüdyolarında gerçekleştirilen , tarihleri sosyal medya hesaplarında duyurulan etkinliklere, workshoplara katılıyorsunuz. 

Ben oğlumla Zeynep Çavuşoğlu'nun Doğru Nefes Teknikleri konulu etkinliğine katılmıştık. Hem eğlendik hem öğrendik ve birbirinden güzel insanlarla tanıştık. 

Kuru keçeden kolayca nasıl küçük aksesuar ve hediyelikler yapabileceğimizi öğrendik. 
Ve bugün yayınlanan videosunun kolajını seyrettiğimde yeniden o güzel günü hatırladım. 

Takip etmeyi unutmayın 👍

https://iyigelecekelcileri.migros.com.tr/quests/start/3113


haYELDAmlası

BLOG MUHASEBESİ MİMİ







Sevgili blog dostum Şule'nin yazısında görünce dün gece ben de bu mimi cevaplamak istedim. Uzun süredir blog güncelleme sıklığım değişkenlik gösterse de en sevdiğim sosyal medya mecrası burası. Arada bağları sıkı tutmak gerek. Ve gören , okuyan, daha önce bu mimi yapmayan herkes davetlidir.


1. Blog alemine nasıl girdin?

2010 tarihinde blogları takip ederken dedim ki ben de artık sevdiğim şeyleri paylaşmak istiyorum. Çünkü birbirimizden o kadar farklı şeyler konusunda haberdar oluyoruz ki. Ben de bazı yüreklere dokunabilmek paylaşmak ve hatıra için blog açmaya karar verdim. O zamanlar dört 😯 farklı blogum vardı tematik olarak fakat zamanla takibi zorlaşınca hepsini bu blogumda aynı çatı altında buluşturmaya karar verdim. Tematik mi olsun yoksa hayattan her kesitten farklı paylaşımlar mı deyince ikincisi daha ağır bastı. Umarım severek takip ediyorsunuzdur 😉

2. Hangi blog sana ilham oldu?

Fotoğrafik Hatıralar ve Bricitin Yeri 👍

3. Bloga yazdığın ilk yazı ile son yazı arasında 

fark var mı?

Yazı fotoğraf arasında bayağı fark var hem o zaman blog adım da farklıydı. Fotoğraflar çalındığında kullanılmasın diye göze soka soka yazmışım 😂 Şimdi ise sadeleştiğim kanaatindeyim 😉

4. Yakın çevrendeki insanlar blogunu biliyor 

mu?

Biliyorlar instagram hesabımdan @hayeldamlasi ndan da paylaşım yaptıkça tanıtım yapıyorum. Ama sosyal medyada daha hızlı ,anlık ve telefondan kolayca kullanımı yapılan sosyal medya mercileri çoğaldıkça mertlik bozuldu 😈 aslında bakıyorum da , benim ilk göz ağrım bloglara karşı ilgi o kadar da az değil. Burada kendimi daha özgür hissediyorum. Kısıtlanmadan istediğim gibi.....

5. Blog yazmak yaşantına ne kattı ya da 

çıkarttı?

Çok güzel insanlar tanıdım hatta dostluklar kurdum. Ve blogda zaman zaman ivmem düşse de zamansızlık v.s. gibi konularda mümkün mertebe güncel tutmaya çalışıyorum ve bu da insanı disipline ediyor. Siz farkında olmasanız da 😃

6. Şu an bu mim yayını ile birlikte blogunda kaç 

yazı var ve kaç sayfa görüntülenmen var?

AAAA bak işte onlara bakmadım çünkü bu sayfaya geçeli 2 yıl oldu. Diğer bloglarıma buraya taşıdım , post olarak aktaramadıklarım oldu ve takipçilerim şu an az görünüyor çünkü önceki  izleyenlerden bazıları geri geldi ben hala umutluyum. Ama rakamsal olarak blog arşivinden 697 post olduğunu hesapladım. Ama blog görüntülemesine bakınca da haber ederim 👍



haydiiiiiii pamuk eller klavyelere BU POSTU 

GÖREN HERKES sayfasında yaptıktan sonra beni 

haberdar ederse sevinirim 😉





haYELDAmlası





OKUMA GÜNLERİ ~~~~~~ MARCEL PROUST





ADI: OKUMA GÜNLERİ
ORİJİNAL ADI: SUR la LECTURE
YAZAR: MARCEL PROUST
ÇEVİRMEN: MURAT ERŞEN
YAYINEVİ:  AYLAK ADAM YAYINLARI
SAYFA SAYISI: 60
TÜRÜ: EDEBİYAT / DÜŞÜNCE 

BASKI YILI : 2014

#KİTAPTAN ALINTI#

"Kitaplarla nezaket olmaz. Akşamı bu dostlarla geçiriyorsak, bunu gerçekten arzu ettiğimiz içindir. En azından onlardan ancak üzüntüyle ayrılırız. Ve onları terk ettiğimiz zaman, dostluğu bozan ' Bizim hakkımızda ne düşündüler acaba?', ' Düşüncesizlik etmedik ya?', ' Bizden hoşlandılar mı?' gibi düşüncelerden hiçbiri olmadığı gibi bir başkası için unutulma korkusu da yoktur. "


👉👉👉Hayırlı akşamlar iftar sonrası ne var ne yok kontroller başladı mı bakalım. Ben çayımı yudumlarken sizleri hemen severek okuduğum bir kitabın yorumu ile  başbaşa bırakıyorum ve blog dünyasında bir tura başlıyorum 😉



KİTAP KONU VE YORUM 

Hafta sonu okuyup bitirdiğim ama yorum giremediğim Marcel Proust'un OKUMA GÜNLERİ adlı kitabını Kocaeli Kitap Fuarı'ndan almıştım. Ve beraberce sldığımız kitap dostlarımla fidan yaptık ve keyifle okuduk. Bunun yanı sıra yazarın bazı kitapları halihazırda kütüphanemde okunmayı beklerken aslında tevafuk oldu bu kitapla başlangıç yapmam. Yazarın kitaplarını okumaya başlamadan önce benim için de kendisini tanıma ve kitaplarına bir başlangıç yapma fırsatı verdi.



 60 sayfalık kitapta yazarın okuma ritüellerinden bahsediyor. Okuma zamanları , nasıl okuduğu, okumanın verdiği hissiyat v.s. Örneğin ; bir kitabı akşam yemeğinden sonra okursa o kitabın son sayfaları olduğunu gösterirmiş bunun gibi bilgiler ve kitaba verdiği önem ve sadece okuyup geçmek değil yaşamına , okuduklarının nasıl riayet ettiğini de aktarıyor. Kitap okumak boş vakitleri değerlendirmek değildir , onun için özel zaman ayırmaktır.


Okumayı en çok sevdiği yazarlar ve kitaplarına da değinmiş bu süreçte ve onları da eleştiriye maruz bırakmaktan kaçınmamış.

 En çok hoşuma giden şeylerden biri de okuduğum kitaplar da önerilen yazar, kitap, mekan, müzik, şarkı, şiir, yemek gibi önerilenleri not alıp dönüp onları da deneyimlemek en çok sevdiklerimden. Ve Marcel Proust'ta bu anlamda okuyacaklarım listesine yazar ve kitaplar ekledi diyebilirim. 


TANITIM BÜLTENİ


Marcel Proust için okuma eylemi, bilgiye ulaşma arzusundan çok daha fazlasıdır.
Tümüyle tinsel bir eylem olarak kişinin kendisini değiştirme, dönüştürme ve benliğin aşma sürecine işaret eder. Proust'a göre büyük yazarların okunması, tek başına onların derin düşüncelerinin kavranmasına yol açmaz. Aynı zamanda okurun, bu ilham kaynağı zekâlarla kendi dünya görüşünü zenginleştirmesine de hizmet eder. Elinizdeki kitapta tarih boyunca dünyayı değiştiren kitaplara da odaklanan Proust, sözcüklerin okuru nasıl aydınlattığı, çileden çıkardığı, kışkırttığı ve avuttuğunun resmini çiziyor.






haYELDAmlası





















haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.