Featured Slider

FİLM ÖNERİSİ ------- JOY





Film Yönetmeni: David O. Russell Oyuncular: Jennifer Lawrence, Bradley Cooper ve Roberto DeNiro
Yapım Yılı : 2015
Türü : Biyografik Drama
Ödüller: Altın Küre Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Kadın Sinema Oyuncusu Ödülü



ÖZET   

Joy henüz küçüklüğünden itibaren hayal gücü çok gelişmiş olan, yeni icatlar üretme peşinde bir kızdır. Hayatında, ailesinde yaşadığı zorluklara rağmen üretkenliğini hiç yitirmez; günlük yaşamda pratik konulara dair elinden her türlü iş gelir. Bu arada boşandığı eşi, sorunlu annesi, ilgi isteyen iki küçük çocuğu ve yarı belalı babasıyla "normal" bir hayat sürdürmeye çalışır. Fakat bir gün her şey canına tak eder ve Joy yarım bıraktığı hayallerinin bir notkasından tutmak için yeniden kolları sıvar... 



BEN DERİM Kİ

Bu filmi izlemek için mutlaka zaman yaratın, telefonunuzu kapatın ve hayatı sessize alın. Çok uzun süredir film önermediğimi gördüm çok fazla seyredemediğimden dolayı. Ama hislerim beni yanıltmadı bu film hakkında. Bir kadının tüm yanlışlara, yoluna ot tıkamaya çalışanlara karşı nasıl dik durduğunu ve her şeyin üstesinden gelmek için SABIR, AZİM, İNANÇ, HIRS kavramlarını harmanlayıp doğru sıralamada , tüm kötülüklere karşı nasıl VAROLABİLDİĞİNİ anlatıyor. 

.
Ne desem eksik kalacak en iyisi siz izleyin


Oyuncu kadrosu da süpeeer bu arada 


İyi seyirler  💜






OYUNCU KADROSU






BİRKUTUKİTAP AĞUSTOS KUTUSU








Uyarmadı demeyin!!! Bağımlılık yapan bir paylaşımla akşamınıza ortak oluyorum www.birkutukitap.com ... Neden mi geçen sene Eylül ayında denemek için bir kutu aldım o günden sonra kaçırdıklarımı tamamlamaya çalışırken gelecekteki kutular için üyeliğimi yaptırdım. Ve her ay düzenli , sorunsuz bir şekilde elime geçiyor. En güzel tarafı her ay farklı bir tema ve ona özgün kitaplar, ayraçlar ve son aylarda eklenen harika kapaklı not defterleri Ayrıca elde edilen gelirin bir kısmıyla kitap ihtiyacı olanlar için öyle güzel projelere yardım ediyorlar ki kimse kitapsız kalmasın değil mi?

Bu ay kitaplarımız erken geldi yüzümüzü gülümsetti. Cumartesi aldığım en güzel kargo. Bu ayki temamız  "HAYAL" .... Ve konuya mutabık harika 3 kitap , bir o kadar özenli ayraçlarım ve tavuskuşlu not defterimi alıp kendimi yine çimenlere attım  ama önce tahta bankta soluklandım. 

Şiddetle tavsiye ederim , bir kutudan çok ötesi ...... Kitap ve bir sürü mutluluk içeriyor ve BAĞIMLILIK yapıyor ! Uyarmadı demeyin...

Şimdi kitaplarımızı kısaca gözden geçirelim 😉







“Kendi hayallerini gerçekleştirecek yolu ancak sen seçebilirsin!”
Lino, annesinin anlattığı hikâyelerle her gece bir yolculuğa çıkıyor hayal dünyasında. Hayal gücü o kadar geniş, o kadar meraklı ki Lino, "Balinalar Denizi"ne ulaşıp bir balinanın karnında olmanın hayaline kaptırıyor kendini.
Sonra bir gece... Macerası başlıyor!
Balino, hayalinin peşinden koşan tüm çocuklar için, sımsıcak bir dostluk hikâyesi.


Göçebe olan Türklerin kültüründe sözlü anlatım önemli bir yer tutmuştur. Masallar da bunun belli bir kısmını oluşturur.
Ünlü Macar Türkolog Ignác Kúnos’un derlediği bu 21 masal sözlü anlatı kültürünü yazıya döküyor.
Ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa anlatılarak günümüze kadar gelen bu Türk masallarında padişahlardan şehzadelere, sabır taşından sihirli aynaya, geyik prensten yedi başlı ejderhaya kadar pek çok figür yer almaktadır.
Geçmişle geleceği birbirine bağlayan bu masallar, masal seven herkesin kitaplığında bulunmalı.


Odysseus’un Troya Savaşı sonrasındaki maceraları şöyle de özetlenebilir: “Bütün dönüşler İthake’yedir.”
Zachary Mason, Odysseia’nın Kayıp Bölümleri’nde Odysseus’un, deyim yerindeyse “bütün dönüşleri”ni, kırk dört bölümde yeni güzergâhlar çizerek, başka başlangıçlar ve farklı sonlar yaratarak anlatıyor. Calvino’nun Görünmez Kentler’de Marco Polo’nun anlattıklarını yeniden kurgulayarak bambaşka şehirler inşa etmesi gibi, Zachary Mason da canlı bir hayal gücü ve ona yakışan destansı bir dille Homeros’un destanını yeniden düşlüyor: İthake’ye giden yolda hayaller, kahramanlıklar ve hüzünlerle örülmüş yeni maceralar ve bambaşka hikâyeler sunuyor.
Mitoloji sevenleri yepyeni öykülerle tanıştıran Odysseia’nın Kayıp Bölümleri, Odysseus’la henüz tanışmayanları ise efsanelerin büyülü dünyasına davet ediyor.


BU AY KAPIMI ÇALAN MUTLULUKLAR BÖYLE... İLK BALİNO ADLI KİTAPTAN BAŞLAMAYI DÜŞÜNÜYORUM. SİZİN EN ÇOK HANGİSİ İLGİNİZİ ÇEKTİ ?????

HAYELDAMLASI 

YABANCI--- ALBERT CAMUS--- CAN YAYINLARI








KİTABIN ADI:   YABANCI 
ORİJİNAL ADI: L'Étranger
YAZAR:            ALBERT CAMUS
ÇEVİRMEN:  SAMİH TİRYAKİOĞLU
YAYINEVİ:        CAN YAYINLARI 
SAYFA SAYISI: 110 sayfa 






Meursault kendi halinde yaşamı olan kitabın genç kahramanı. Annesinin bakımevinde ölüm haberini alır , cenazesine gider ve evine döner. Kendini yaşadığı hayatın rutinine bırakır. 


Bir gün talihsiz bir olay başına gelir ve işlediği suçtan dolayı hapiste bulur kendini.


Karar gününü beklerken , hapiste geçirdiği günlerde gerçekten hissettiği duygularla savunmasını yapar ya da yapmaz ! Kendini her şeyden soyutlar âdeta "YABANCI" laşır. Bir anlamda kendini topluma kabul ettirebilmek için de normlara uymaya çalışmaktansa kendi olur. Ve sonunu bu tavırlarıyla mı belirleyecektir ?


Diyaloglar dışında Meursault'un iç seslerini , kendiyle, toplumla hesaplaşmalarını görüyoruz.


2 bölüm halinde okuyucuya aktarılan hikayenin 1.bölümü karakterin özgür yaşamını, annesinin ölümünü .... 2.bölümde ise hapishanede geçen ve sonlanan hayatını , kendi hayata bakış açısıyla aktarıyor. 


Dil ve anlatım bakımından yalın akıcı okunuyor.

iNSTAGRAMDA #hemdemokumagrubu ile okuduk (ben arkadan gelsem de 🙈) . Kitap basıldığı dönemde çok ses getiren hikaye örgüsü bakımından beni içine alamadı.👎 Fakat o dönemdeki toplumsal olayları , insanların bakış açılarını anlamak ve değerlendirmek açısından okunması gereken bir tür olarak düşünüyorum.






ARKA KAPAK


"Albert Camus"nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan "Yabancı", aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir "varlık"ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi "Meursault", bir simge kahraman değildir, "adı" olmayan bir "Yabancı"dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. "Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir," der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.


HAYELDAMLASI

AKŞAM ---- BEHÇET NECATİGİL


Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, okyanus, bulut, ağaç, bitki, alacakaranlık, açık hava, doğa ve su



AKŞAM

Birden hatırlarsın,
O da seni – – birden bazan:
Nerde, ne yapar şimdi
Parlar bir özlem anılar arasından.

Bu akşam ne garip sözcük
Sanki ilk duydum, yadırgıyorum:
Akşam. Bilmem bulur muyum
Yollara baksam?

Söner yangın birazdan
Yatışır özlem.
Bir gün karşılaşırız
Bir gün, bir yarım akşam.




BEHÇET NECATİGİL



.
.

Siz hangi şairin şiirlerini okurken kendinizi ayaklarınız yerden kesilmiş gibi hissediyorsunuz?









SOLGUN KARANFİL ------- SİNAN AKYÜZ ------- ALFA YAYINLARI





KİTABIN ADI:      SOLGUN KARANFİL
YAZAR :                SİNAN AKYÜZ
YAYINEVİ :          ALFA YAYINLARI
SAYFA SAYISI :    408
BASIM YILI     :    2018


Sinan Akyüz'ün kitaplarını 2009'da ilk olarak okumaya başlamıştım. Anlatımı, yazım dilini, duygu aktarımını sevdiğim yazarlardan biri. O nedenle tüm kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Yazım sürecini anlatmıştı bir röportajında. Yazım aşamasında tek başına kalıp sadece yazmaya odaklandığını söyledi ki bunu aslında satırlarda da yazdıklarını okurken hissediyorsunuz. Yağmurun Gelini, Sevmek Zorunda Değilsin Beni ve son olarak son çıkardığı Solgun Karanfil'i okudum. Evde daha okunacak iki kitabı var diğerlerini de yavaş yavaş tamamlayacağım. 




Solgun Karanfil  1941'de Yugoslavya'da geçiyor. Nazilerin yaptığı zulümler bir türlü bitmek bilmiyor. Savaş, acı, hüzün ve bu savaşın içinde doğan aşklar bakalım ayakta durabilecekler, yaşabilecekler mi?


İlk olarak Aferdita ve Fikret'in aşkıyla tanışıyoruz kitapta sonra Roza ve Arben'in aşkı  💕sonları hüzünlü mü bitecek yoksa mutlu mu?


Kitap adını aslında savaşta yenik düşen insanları tanımlıyor , kitabı okuyunca adı da anlam kazanıyor. 

Hikaye yazar tarafından gerçek hayatlardan esinlenerek yazılmış. Zulümler, son bulan hayatlar , aileler arasında din, ırk, dil gözetlemeden yapılan dayanışmalar ancak ne yazik ki kötülerin olmadığı bir dünya kurulmadı henüz. :(


Açıkçası çok spoi vermemek adına yazmıyorum özetini sadece bana hissettirdiklerini ve konusu aktarmam yeterli diye düşünüyorum. Kalanı okuyucuya bırakmak en doğrusu.



Siz yazarın hangi kitap veya kitaplarını okudunuz?










KİTAPTAN ALINTI


"Ansızın bir şey dikkatini çekti. Sessizce yürüdü, yerdeki solgun bir karanfilin yanına gelince durdu. Eğilip ayaklarının dibindeki karanfili aldı, yüreği paramparça oldu. Burası bir zamanlar kokulu kadife güllerin, akşamsefalarının ve kırmızı karanfillerin açtığı bir yerdi. "

"Yaşanmışlıkları kaybetmek mi daha zor,yoksa hayalleri mi?"

"Ve analar babalar ne kadar yırtınırlarsa yırtınsınlar, kader kendi ağlarını örüyor, çocuk kendi bildiğini okuyordu. İnsanoğlu alınyazısının dışına çıkamıyordu."





ARKA KAPAK

Fikret onun solgun yüzüne bir öpücük kondurdu. “Sen hiç merak etme. Ölmek için değil, düşmanı ezmek için çıkıyoruz dağlara. Bir gün yanına sağ salim döndüğümde sana özgürlüğü getireceğim...”

Aferdita sözünü kesti. 
“Unutma aşkım,” dedi yeşil gözlerinden yanaklarına yaşlar süzülürken. 
“Her tercih bir vazgeçiştir. Ama vazgeçilen hep alacaklı kalır!”

O söğüt ağacının altında birbirlerine söz vermişlerdi kumrular gibi yuva kuracaklarına. Ama Naziler memleketlerini işgal edince gölge düştü mutluluklarına. Vatansız yaşanmazdı ki sevda! Bajgora Dağlarına doğru yollara düştü Fikret özgürlük uğruna... Kalbinde Aferdita’sı, aklında vatanıyla…

İncir Kuşları, Piruze gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz, yürek yakan son romanı Solgun Karanfil’le aşkı anlatırken bizi savaşla yüzleştiriyor ve soruyor: “Yaşanmışlıkları kaybetmek mi daha zor, yoksa hayalleri mi?” 




HAYELDAMLASI
haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.