EKŞİLİ MUHALLEBİ


Merhaba,
Dün size söz verdiğim gibi dünkü kek tarifimden kalan sosu -buradan ulaşabilirsiniz- değerlendirmek için yaptığım muhallebi tarifini veriyorum.Aslında birçoğumuzun bildiği annelerin mutlaka bebeklerine ek gıdaya geçtiklerinde yaptıkları pirinç unlu muhallebi. Sadece son bölümde kalan sosu ekleyip karıştırdım ve sosta portakal ve limon suyu kullanıldığı için ekşimsi bir tat bırakıyor damaklarda. Afiyet olsun :)

Malzemeler:
  • 6 çay bardağı süt
  • 6 tatlı kaşığı pirinç unu
  • 6 tatlı kaşığı toz şeker
  • Ekşi sos
Yapılışı:
  1. Süt, pirinç unu ve toz şeker tencereye konulur, orta ateşte sürekli karıştırılarak muhallebi kıvamına gelene dek pişirilir.
  2. Göz göz olduktan sonra birkaç taşım daha kaynatılır ve altı kapatılır. Ekşili sos muhallebiye ilave edilir ve karıştırılır.
  3. Servis kaplarına pay edilir. Benim ölçülerimle  fotoğrafta gördüğünüz ayaklı servis kaseleri ile 3 adet çıktı.Üzeride isteğe bağlı renkli şekerlemelerle süslenebilir.


                            BON APPETİT...
                                                           


BALLI İRMİKLİ KEK



Merhaba,
Yine bir kek tarifiyle geldim sevgili blogcu dostlarım ama bu seferki biraz tatlı :) Bu tarif yine Sofra dergisinden Ekim 2010 sayısından aldım. Bu kez dünya mutfaklarından seçtim sizler için. Tunus mutfağı dediğim gibi adı Ballı İrmikli Kek ama daha çok tatlı niyetine yeniliyor çünkü Tunus mutfağının bir özelliğide tatlıların bal ve şurupla servis ediliyor olmasıymış. 
Gelelim ufak tefek neleri değiştirdiğime yazacağım orjinal tarifte badem geçiyor ama evde fındık olduğu için fındık kullanmayı tercih ettim böyleside güzel oldu ama bir dahaki sefere bademle mutlaka denerim eminim çok güzel olur. Şurubunda limon ve portakal suyu olduğu için yerken şööyle ekşimsi bir tat bırakıyor ağızda ekşiseverlere duyurulur :) Hatta şurup miktarı fazla geldiği için kekin çekebileceği kadarını üzerine döktüm geri kalanını da güzel bir muhallebiyle değerlendirdim onun tarifide yarın burada olacak. Haydi afiyet olsun:)


Üzerine şurubunu döktükten sonraki hali


  
Malzemeler :
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 2 adet limonun rendelenmiş kabuğu
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı irmik
  • 1 çay bardağı badem ( ben fındık kullandım )
  • 1 paket kabartma tozu
  • 4 yemek kaşığı yoğurt
Sos İçin :
  • 5 yemek kaşığı toz şeker
  • 3 yemek kaşığı limon suyu
  • 2 yemek kaşığı bal
  • 1 su bardağı portakal suyu
Üzeri İçin:
  • Kıyılmış badem ( ben hindistan cevizi kullandım )
Yapılışı :
  1. Kek için tozşeker, tereyağı ve rendelenmiş limon kabuğunu krema kıvamı alana kadar karıştırın.
  2. Yumurta, irmik, kıyılmış badem, kabartma tozu ve yoğurdu ekleyip karıştırın.
  3. Karışımı, yağlanmış 30 cm.'lik fırın kabına boşaltın. Önceden ısıtılmış 160 derece fırında, 25-30 dakika pişirin.
  4. Sos için, tozşekeri eriyene dek tavada karıştırın. Portakal suyu, bal ve limon suyunu ekleyip karıştırın. Kekin üzerine gezdirin. Kıyılmış badem serpip servis yapın. Hindistan cevizide çok güzel yakışıyor ben hindistan cevisi serptim en üzerine.
FINDIĞIN NİMETLERİ :)  Kalsiyum, demir, çinko ve E vitamini açısından çok zengin olan fındık, kansızlığı önlüyor ve kemiklerin güçlenmesini sağlıyor. Fındığın yüksek kolestrolü düşürmeye yönelik etkisinide unutmamak gerekiyor. Günde bir avuç fındık yiyelim... :))



                                   Fırından ilk çıktığında, şurupsuz hali    




  BON APPETİT...

SİNEMASEVERLER İÇİN


SELAAM :)

Bu seferde sinemaseverler için yeni bir site açıldı.. Geniiş bir arşive sahip ve davetiyeyle üye kabul ediyorlar.
Haydi hemen klaket.com'a tıklayın kaydınızı yaptırın veee arşive bir göz atın :)
Bilenleriniz vardır belki , bilmeyenlere duyurulur...... 



EDEBİYATSEVERLERE DUYURU...


Bilgi Üniversitesi'ndeki Bilgi Eğitim'in  bu yıl ilkini düzenleyeceği  " Edebiyat Okulu 1 - Edebiyatla Buluşma " konulu edebiyat merkezli ilk programı, ünlü yazarlarla tüm edebiyatseverleri buluşturmayı amaçlıyor.
Etkinlik;  27 Kasım 2010 Cumartesi - 25 Aralık 2010 Cumartesi tarihleri arasında her cumartesi yapılacak.






Daha ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN....

TAM BAYRAMLIK :))


http://www.vidivodo.com/464469/psikopat-kurbanlik-kuzu-_-animasyon

İKİ RENKLİ KURABİYE


Merhaba,
Bayramın bu son gününe en sevdiğim kurabiyelerle veda etmek istedim ve Sofra dergisinin Mart 2009 tarihli sayısından Spiral Kurabiye olarakta bilinen İki Renkli Kurabiyesini yaptım. Nice bayramlara sağlıkla ve huzurla kavuşmak dileğiyle... Herkese afiyet olsun...



Malzemeler:
  • 250 gr. tereyağ ( bitkisel margarin kullandım )
  • 3 su bardağı un ( + 5 yemek kaşığı )
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 1 yemek kaşığı süt

Yapılışı:  
  1. Tereyağını eritip, ılınmaya bırakın.
  2. Derin bir kaba un, pudraşekeri ve vanilyayı eleyin. İçine yoğurt ve ılınmış tereyağını katıp yoğurun.
  3. Hamuru ikiye ayırıp yarısını streç filme sarın. Kalan hamura elenmiş kakao ve sütü katıp yoğurun.
  4. Kakaolu hamuruda streç filme sarın. Hamurları buzdolabına koyup 1 - 2 saat dinlendirin.
  5. Daha sonra hamurları yarım parmak kalınlığında açın ve üst üste yerleştirip rulo yapın. Tekrar streç filme sarın ve buzdolabında 1 - 2 saat bekletin.
  6. Soğuyan hamuru 1 cm. kalınlığında dilimleyin ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  7. Önceden ısıtılmış fırında 175 derecede fırında üzerleri pembeleşene kadar pişirin.


   BON APPETİT...

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN


KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN....


ERGİN'İMİN ŞEKER HAMURU KAPLI ZENCEFİLLİ DOĞUMGÜNÜ KURABİYELERİ


Merhaba
Bugün size canım oğlumun 1.Doğum Günü'nde yaptığım şeker hamurlu zencefilli kurabiyeleri takdim ediyorum efendim..Geçtiğimiz nisan ayındaydı ama o günlerde blogum yoktu  :) O nedenle bugün paylaşmak istedim ve bu benim ilk şeker hamuru kullandığım tarifimdi ve çoook çalışmam lazım çooook :) daha güzel yapabilmem için sizinde bu konuda önerileriniz varsa şeker hamuru kullanımı ile ilgili olarak lütfen bana yazın ...
Bu arada zencefilli kurabiye tarifini internetten almıştım ama kaynağını hatırlamıyorum , not almamışım :( Eğer biliyorsanız lütfen bana yazın sevgili dostlarım.. Afiyet olsuuuun :)



Malzemeler:

1 pk.oda ısısında margarin

420 gr.un(Margarinin yumuşaklığına göre artıp,azalabilir)

1 pk.kabartma tozu

1 çay kaşığı(silme)zencefil tozu
1,5 çay kaşığı(silme)karanfil tozu
1 çay kaşığı tarçın
110 gr. pudra şekeri
100gr.bal


Yapılışı :

-Pudra şekeri ve yağ mikserle çırpılır,krema kıvamına getirilir.

-Un,kabartma tozu,baharatlar ve bal eklenip yoğrulur.

-Hamur 2'ye bölünür.Herbir hamur 3 cm.çapında olacak şekilde yuvarlanır.Buzdolabının alt rafında 1 saat kadar dinlendirilir.
-1 saat sonra katılaşan hamurdan harf kalıbıyla kesilir. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir.
 -200 derece ısıtılmış fırında 13-15 dk.kızartmadan pişirilir.
-Fırından çıkarıp soğuttuktan sonra aynı kalıplarla renkli şeker hamurları kesilip kurabiyeyi su veya balla ıslattıktan sonra yapışması için şeker hamurları ile  dikkatlice kurabiyelerin üzeri kaplanır.




    BON APPETİT...    
  

SERGÜZEŞT - SAMİPAŞAZADE SEZAİ - OKUDUM, BİTTİ :)



Samipaşazade Sezai´nin, hacimce küçük ama içerdiği konu ve "esaret" kavramına getirdiği yorumla klasikler arasına girmeyi başarmış olan "Sergüzeşt" romanı, hem yazıldığı 1880´li yılların havasını anlatması bakımından, hem de Türk edebiyatında roman geleneğinin başlangıcı hakkında fikir vermesi bakımından önem taşımaktadır. Sergüzeşt, esir bir Çerkez kızın trajedisini yansıtırken, bir yand da "esaret" ve "hürriyet" kavramlarına yönelmeyi sağlıyor.
Esir Çerkez kızı Dilber´le, zengin konağın Celal Bey´i arasında başlayıp, kısa sürede biten ya da bitirilen aşkın, her iki insanın ruh dünyasında açtığı yaraları, fedakarlık, güven/özgüven, korku, vatan sevgisi, sınıflararası çatışma, kötülük, sevgi paydalarında yeniden yorumlama imkanına kavuşuyoruz. Sultan Abdülhamid döneminin uygulamalarına sembolik bir gönderme olduğu da iddia edilen "Sergüzeşt´i bu gözle okumak da mümkün...
Her ne olursa olsun, bu roman, trajik bir sonla noktalanmış olsa da sevginin kutsallığını vurgulaması açısından dikkat çekici...

( Arka Kapak )


100 temel eserden biri olan Samipaşazade Sezai'nin Sergüzeşt adlı romanı mutlaka okuyun derim, aşkı , aşkın neler yaptırabildiğini anlatan bir roman....

ESMER GÜZELİ


Arkadaşımızın ilk etkinliğinde Esmer Güzeli'ni yalnız bırakmak istemiyorsanız aşağıdaki linki tıklayarak destek olabilirsiniz. :)
http://www.pinarlarengarenkhayat.blogspot.com/2010/10/ilk-hediye-etkinligim.html

ZEYTİNYAĞI KULLANMAK İÇİN 7 SEBEP


Türkiye'de kişi başına yılda 1.5 litre olan zeytinyağı tüketimi Yunanistan'da kişi başına 25, İspanya'da 15, İtalya'da 14, Suriye'de 7, Tunus'ta 6, Fas'ta 2 kilogram seviyesinde. Diğer Akdeniz ülkelerine kıyasla çok az ...


1) Zeytinyağının en önemli özelliği zeytinyağının bir meyvenin suyu olması. Çekirdekten çıkarılan özlü yağların işlemleri biraz daha farklı. Oysa zeytinyağı çıkarmak için hiçbir ek işlem, kimyasal müdahale gerekmez.
2) Tavaya koyduğunuz yağda mısır özü yağının 160 dereceyi, ayçiçek yağının ise 170 dereceyi geçmemesi gerekir, geçtiğinde kansolojen ve sinir sistemini etkileyen faktörler meydana çıkar oysa zeytinyağı 200-210 dereceye kadar form değiştirmiyor, değiştiğinde de kendini saklamıyor hemen renk ve kokusuyla uyarıyor. Oysa diğer yağlarda bu farkı anlayabilmek dahi çok zor.
3) Zeytinyağı kendi içerisinde nem taşır. Bu da, kızartma yaparken pişirdiğiniz malzemenin nem ve tadının içeride kalmasına yardım eder. Ayrıca mısır özü, ayçiçek ve kanola yağlarının ayrı ayrı veya birlikte kullanıldığı deneylerle, zeytinyağının diğer tüm yağlara göre daha fazla çıtırtı verdiğini, aynı zamanda yiyeceğin içine işlemediğini görmüşler. Yani daha az yağ emerek daha çıtır çıtır olabiliyor kızartmalar.
 

4) Zeyinyağının içerisindeki yağ asitleri yeni doğan bebeklerin gelişiminde faydalı olduğu, zeytinyağı tüketen annelerin sütlerinin kalitesinin diğerlerine göre çok daha verimli olduğu görülmüş. Ayrıca zeytinyağındaki glyserol kompozisyonu anne sütündekine en çok benzeyen yağ.
5) Zeytinyağının cinsine de bağlı olarak kendi rayha ve aroması var. Dolayısıyla çiğ yiyeceklere, haşlanmış sebzelere ve peynirlere pek yakışır. Sarımsakla cilveleşmesi sonucundaysa başlı başına bir lezzet doğar.
6) Biberiye ve fesleğen gibi yeşilliklerin rayihalarını, karabiber, kırmızı biber, tuz ve sarımsağı kısa sürede içine alır ve hazırladığınız et, tavuk veya hamur işine geçiriverir hemen. Başka hiçbir yağda tatlar bu şekilde çözülüp birbirine geçmez, böyle bir dansla karşılaşamazsınız.
7) Sayesinde zeytinyağlılar yapabiliyoruz hem de, daha ne olsun!


Hürriyet Cumartesi , Refika Birgül'ün yazısından alıntıdır.

LADUREE - MACARON


Makaron'un yaratıcısı 150 yıllık pastane LADUREE ilk tatlı butik pastanesini İstanbul'da Bebek'te 12 Kasım 2010 tarihinde açıyoooor..... Ve daha sonra aralık gibi ikinci butik İstinye Park'ta açılacakmış.. Daha sonra eminim devamı gelir.......




































Macaron'dan kısaca bahsedecek olursak dışı çıtır, çıtır, ortalara geldikçe yumuşacık ve içersinde çeşitli kremalarla tatlandırılan bir çeşit kurabiye... Fransızlar'ın harika buluşu...


Paris'e giden turistlerin bu tada bakmak için gittiğinde uğraması gereken tek adres Laduree.... Kuruluşu 1862'ye dayanmakta... 
 
Veeeeeee artık bu lezzeti gerçek yaratıcından yemek için Paris'e gitmemiz gerekmiyor :)
Macaronseverlere duyurulur...
Burada açılacak mağazaların mimariside orijinallerine sadık kalınarak yapılıyormuş o nedenle de pastaneden içeri adım attığınızda Paris'i koklayacaksınız...Ürünlerin tamamı Fransa'dan getirtilecekmiş.Ocak ayından sonraki ikinci aşamada ise kruvasan, milföy, pasta satışları da yapılacakmış.

Web sitesini incelemek isterseniz www.laduree.fr adresini ziyaret edebilirsiniz.

EZOGELİN ÇORBASI


Merhaba ,
Sonbaharın son ayındayız ve önümüz kış.... Kasım ayının ilk haftası hava raporlarına göre güneşli geçecekmiş ama buna rağmen havalar soğuk seyretmekte normal olarak.. E kış güneşi ne kadar ısıtırsa içimizi amaa ben midenizi bu sıcak havalarda sıcacık tutacak bir çorba tarifi vermek istiyorum.Mis gibi doyurucu, besin değerleri açısından yüksek biiir çorba EZOGELİN..... Adı bile çok narin :)




Malzemeler :
  • 1 çay bardağı kırmızı mercimek
  • 1 yemek kaşığı kırık pirinç
  • 1 yemek kaşığı ince bulgur
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ veya zeytinyağı
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1,5 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane
  • Tuz
  • 1,5 litre su
Yapılışı :
  1. Öncelikle kırmızı mercimek, bulgur ve pirinci yıkayıp bir tencereye koyun ve üzerini geçecek kadar su ilave edin. Ve ocakta haşlanmaya bırakın.
  2. Ayrı bir tencerede sıvıyağda küçük , yemeklik doğranmış kuru soğanı kavurun. Unu ilave edin birkaç kez daha çevirin, ardından salçayı ( bir parça su ile sulandırdıktan sonra ) ve kuru naneyide ilave edip karıştırmaya devam edin.
  3. Malzemeler birbirine karıştıktan sonra 1,5 litre suyu ilave edin, kaynamaya bırakın.
  4. Kaynadıktan sonra daha önceden haşlamış olduğumuz mercimek,pirinç ve bulguru ilave edin bu esnada tuzunuda atın ve karıştırın , orta ateşte  pişmeye bırakın.
  5. Arada karıştırarak , yaklaşık 10 - 15 dakika pişirin.
  6. Veee sıcacık servis yapın.

BON APPETİT ...

Sevmek Zorunda Değilsin Beni - Sinan Akyüz- Okudum, Bitti :)


"İnsan karşılıksız sevebilir mi?" diye sordu.
O anda ona gülümsedim.
"Sen beni seviyorsun ya," dedim.
"Sevdiği kadına kötülük yapmış biri nasıl olur da onun
kendisini karşılıksız sevmesini bekler?"

Aşk sınır tanır mı? Peki ya acı? Acıya nereye kadar dayanılabilir?
Karşılıksız sevgi var mıdır? İnsan bir başkasını koşulsuz sevebilir mi?
Seven adam kıskanır mı gerçekten?
Kıskançlık etrafındakilere zarar verme hakkını verir mi?
Namus iki bacak arasında mı, yoksa kafanın içinde midir?
Belki imkânsız aşk, belki de gerçek...
Her ne olursa olsun aşk için her şeyle, herkesle savaşmaya değmez mi?
Başak sarısı saçlı, zümrüt yeşili gözlü, güzeller güzeli Yeşim
ve ona sırılsıklam âşık olan Cemil'in hikâyesi var bu kitapta.
Bir 'hayat kadını'nın hayat hikâyesi... Tüm çıplaklığıyla...
Hayatın acıtan gerçekliği sizin de canınızı yakacak.
( Arka Kapak )


Bu kitabı okuduktan sonra insan gerçektende bu dünyada karşılıksız sevebilir diyebiliyorsunuz.....
Gerçek aşklar belki de hiçbir zaman kavuşamayacağınız , yada tam kavuştum derken avuçlarınızda kayıp kaybolan aşklardır :(

haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.