ACIBADEMLİ :) İRMİK TATLISI




Merhaba,
Yine miii! dediğinizi duyar gibiyim, ama evet yine ne yapayım çok seviyorum acıbadem aromasını :)))) Market raflarında rastlayanınız bilir 4 x 2 ml. lik hani bizim tester diye tabir ettiğimiz küçücük şişelerde fotoğrafını aşağıda sizler için veriyorum, aynı şekilde limon ve vanilya aromalılarıda var belki onlarıda denerim ama önce acıbademleri bitirmeliyim :)))



İrmik tatlısını hem hafif sütlü bir tatlı olduğu için hem de oğlum çok sevdiği tercih ediyorum, sık sık ta yaparım bu seferde farklı aromalar denemek istedim. Daha önce tarifi vermiştim buradan ulaşabilirsiniz. Afiyet olsun....










Malzemeler:

  • 1 su bardağı irmik
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 4 su bardağı süt
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi
  • 3 - 4 damla acıbadem aroması
Yapılışı:
  1. Bir tencereye irmiği, tozşekeri, sütü, ince rendelenmiş portakal kabuğunu ve acıbadem aromasını  koyup, orta ateşte kaynayana kadar karıştırın. Üzeri göz göz olunca ocağın altını kısıp bir-iki taşım daha kaynatın.
  2. Ocaktan alıp suyla ıslatılmış kalıba dökün. Oda ısısında soğuduktan sonra buzdolabına koyun. 
  3. Soğuduktan sonra isteğinize bağlı kare, baklava yada kalıplarla keserek, çikolata ve mevsim meyveleri, tarçınla süsleyerek servis yapın.


BON APPETİT...

ORTAKÖY..... İSTANBUL'UN GÜZEL DENİZ KIYISI...



Canım İstanbul'um, ve O'nun en sevdiğim semtlerinden olan Ortaköy....
Ortaköy denilince aklınıza ne gelir diye sorsalar; boğaz manzarası, kumpir, gözleme, Beltaş Cafe, demli bir çay, güvercinler, Ortaköy Cami, huzur, kalabalık, takı v.s. bu liste uzaaar gider, bu güzelliklere geçen hafta baktım ama doyamadım, içinde İstanbul geçen şarkılar geçti aklımdan, mırıldandım .......
İçinden bir tanesi var ki, Şimdi İstanbul'da Olmak Vardı der .... Suavi, Emel Müftüoğlu , Melike Demirağ ne de güzel seslendirmişlerdir...... Evet İstanbuldayım burada doğdum, burada büyüdüm ve inanıyorum ki burada öleceğim ama yinede İstanbul'a ve güzelliklerine doymak mümkün değil.......


ŞİMDİ İSTANBUL'DA OLMAK VARDI.........
Yayılmışız dünyanın dört bir yanına
Kimisi ta kopenhag’ta kimiyse paris
Bedenimiz orda burda dolanır ama
Çok hem de çok uzak yerde kalbimiz
Bedenimiz orda burda dolanır ama
Çok çok çok uzak yerde kalbimiz
Uzakta kalbimiz çok uzakta kalbimiz
Bir allı turna olsam
Karlı dağları aşsam
Varsam bizim ellere
Kendi göğümde uçsam

Şimdi istanbul’da olmak vardı anasını satayım
Püfür püfür bir vapurun yan tarafında
Şuanda istanbul’da olmak vardı anasını satayım
Yeni cami de mısır atmak kuşlara
Köprüde balık ekmek yemek
Dolmuşa hadi gidelim demek
Ver elini yenikapı ver elini bebek,tarabya
Şuanda oralarda olmak vardı ya
Şimdi istanbul’da olmak vardı anasını satayım
Boğazda köhne bir iskelenin yamacında
Tabakta kavun peynir
Kadehte buz gibi rakı
Dilimde yarı acı yarı tatlı bir şarkı
Şuanda istanbul’da olmak vardı
Benim derdim dermanım bilen yok

Yayılmışım dünyanın dört köşesine
Kiminin adresi sidney kiminin hamburg
Yaşamaya dört elle sarılmışım da
Yine de gözlerim dolu yüreğim buruk
Başımı hiçbir zaman eğmedim ama
Yine de bir yanım yara içimde boşluk
Ahh içimde bir boşluk
Koskocaman bir boşluk
Minnacık tohum olsam
Savrulsam dönümlerce
Kış biter bahar gelir
Açılsam yüz binlerce
Açılsam milyonlarca

Şimdi istanbul’da olmak vardı anasını satayım
Püfür püfür bir vapurun yan tarafında
Şuanda istanbul’da olmak vardı anasını satayım
Yeni cami de mısır atmak kuşlara
Köprüde balık ekmek yemek
Dolmuşa çek dostum demek
Ver elini kadıköy,ver elini kalamış,moda
Şuanda istanbul’da olmak vardı
Şuanda istanbul’da olmak vardı
Şimdi istanbul’da ,şuanda istanbul’da
Ahh istanbul’da

Sabret gönül bir gün olur
Bu hasret biter
Çekilen acılar acılar canım
Gün olur geçer
Sabret gönül bir gün olur
Bu hasret biter
Çekilen acılar acılar canım
Bu şarkı burda bitmez...

ACIBADEMLİ, HAVUÇLU MUFFİN




Merhaba,

Bu muffinler bir anda doğaçlama çıktı, bende hemen sizlerle paylaşmak istedim...
Canım oğlum Ergin öğlen uykusundan kalkar kalkmaz " anne, bana kek ver" deyince dayanamadım yapılışı, pişmesi 1 saat içinde bitiverdi vee çok leziz kekler bu şekilde doğdu, oğlumda annesinin izinden gidiyor :))) kek konusunda....
Havuçlu diye yola çıktım evet içinde havuç var ama aroma konusunda klasiğin dışına çıktım yeni şeyler denemek istedim, bakalım sizler de beğenecek misiniz? Afiyet olsun.....





Malzemeler:

  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 adet orta boy rendelenmiş havuç
  • 3 - 4 damla Dr.Oetker acıbadem aroması
  • 1 çay bardağı kuru üzüm
  • Bitter çikolata
Yapılışı:

  1. Pudra şekeri ve yumurtaları karıştırma kabında homojen hale gelene kadar çırpın.
  2. Süt ve sıvıyağı ekleyip tekrar çırpın.
  3. Un ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ilave edin ve tekrar çırpın.
  4. En son acıbadem aromasını, kuru üzümü ve rendelenmiş havuçları ekleyerek tahta kaşıkla karıştırın.
  5. Muffin kalıplarına birer kaşık kek hamurundan koyun, üzerine bir tatlı kaşığı benmari usulü eritilmiş bitter çikolatadan koyun ve üzerini bir kaşık kek hamuruyla erimiş çikolatalar kapanacak şekilde dökün.
  6. Böylelikle kalıpların 3/4 'ü dolmuş olacak 1 parmak kadar boşluk bırakıyoruz çünkü kek kabaracaktır, tam dolu koyarsak hamurları pişerken taşacaktır.
  7. Önceden ısıtılmış fırında 160 derecede yaklaşık 30 - 40 dakika kadar pişirin. 
  8. Pişen kekleri fırından çıkarın ve soğuduktan sonra üzerine eritilmiş bitter çikolata sürün ve gümüş şekerlerle süsleyin.








BON APPETİT...


Hello Kitty Kurabiyeler...


Tuana'nın 4. Yaş Kurabiyeleri :))))













UNUTMAK - İnci Aral - Okudum Bitti :)


Acısını suskunluğa dönüştüren bir çocuk, kaybettiği annesiyle kâğıt üzerinde yeniden karşılaşıp onun küçük bir ajandaya düştüğü duygu ve hatırlayışların diliyle edebiyatı keşfettiğinde nasıl olup da kendi sesini duymaya başlar?

İnci Aral, otuz yılı aşan edebiyat uğraşının bu noktasında duruyor ve Tolga Meriç`in sorularına verdiği yanıtlarda kendini, tıpkı romanlarından birinin kahramanıymışçasına irdeliyor. Parçalanıp dağılmış bir aile, beslemelerle paylaşılmış odalar, parasız yatılı okullar, mektuplar, yolculuklar, uçurumlar, şehirler, şarkılar ve tabii öldürücü aşklar ama hepsinden daha büyük bir aşkla bağlanılmış kitaplarla kâğıtlar.

"İnsan unutmak zorundadır. Ama bu unutmanın kendisi değildir. Unutmak yoktur," diyen İnci Aral`ın hem özel hem de yazarlık dünyasını okurun açtığı, yazıya adanmış kalbinin ve zihninin bütün odalarını tek tek dolaştığı bu anlatı, hayatına edebiyatın, edebiyatına hayatın ışıklarını düşürebilen bir yazarı daha iyi tanımak, yazdıklarının derinine girmek ve yazma tutkusunun ne olduğunu anlamak isteyenler için..


İnci Aral'ın bu kitabını okuduktan sonra diğer kitaplarını okurken daha çok zevk alacağınıza, anlayacağınıza kefilim.... Kitabı okurken unutmak üzerine küçük defterime not aldığım arada bakıp kendime tekrarladığım söz dizeleri var.... Bunlardan bir örnek vereyim; 

Unutmak, geçmişteki benimizin - acının, hazzın, bedenin - şimdiki bize geri dönmesine engel olmak için bilmeden yaptığımız bir köreltme işlemidir. Ve kuşkusuz unutmanın birebir kendisi olamaz.

Unutmak-İnci Aral- S/39  



MERHABAAAAAAAAAAAA :)))


Çoooooooook uzun bir aradan sonra tekrar beraberiz, umarım bir daha böyle kapatmalarla uğraşmayız, keyfimiz kaçmaz, ne güzel paylaşımlarımız oluyor, bırakın herkes özgürce istediğini yapsın, yazsın, sadece hakedenler için gerekli işlemleri yapın, KURUNUN YANINDA YAŞTA YANMASIN!!

Bu arada sizlerle paylaşacağım bir sürü güzel etkinlik, haber v.s. husule geldi ama ben yazdıktan ama bunlar okunmadıktan sonra bir kıymeti olmaz diyerek hiç elim klavyeye gitmedi......

Bundan sonra dediğim gibi non-stop beraber oluruz.......

MERHABAAAAAAAAAAAA :)))


İŞTE OĞLUM ERGİN'İN DOĞUM GÜNÜ SOFRASI.........



En son post'umu tam iki ay önce yazmışım, bana daha da uzun bir zaman gibi geldi....
Ne çok özlemişim blogumu, sizleri, paylaşmayı, bloglararası dolaşıp yorum yazmayı......
Yasağın kaldırılmasına rağmen bir dargın bir barışık aşıklar gibi bloglarda bir açılıyor, bir kapanıyor en azından kendim için bunu söyleyebilirim, dün ikiside kapalıydı mesela ama bugün bir daha deneyeyim dedim baktım açılıyor hemen girdim, yinede hala açılmayan bloglar var, azimle hala takipteyim...
Bu arada birçok güzel lezzetler yaptım tabi ki :)) ama paylaşamadıktan sonra yazmak, fotoğraflamak içimden gelmedi açıkçası.....

Ama bugün sizlerle paylaşacağım bazı fotoğraflar var yani dönüşüm muhteşem olacak :)) misali , ama tarifler daha sonra gelecek sırayla, geçtiğimiz 15 Nisan'da canım oğlum Ergin'imin 2.yaş gününü kutladık... Tam 730 gün olmuş oğluşumun aramıza katılması... Çok güzel bir kutlama yaptık hafta sonu,evimizde, arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız, neşeli kalabalık bir grup olarak yedik, içtik, eğlendik.... Bu sene ilk ciddi anlamda şeker hamurlu kurabiyelerimi oğlum için yaptım, ama bu iş çok zevkli geldi bana, çok hoşuma gitti devamı gelecek inşallah, şimdilik ekipman birikimi yapıyorum bu arada hızla kurabiyelerimi yapmaya devam hafta sonu da yiğenimin doğum gününü kutlayacağız Tuana'nında kurabiyelerini inşallah ben yapacağım... Oğlumun doğum günü olduğu için hazırlıklar v.s. derken fotoğrafları güzel alamadım aşağıda yakalayabildiklerim var ama yiğeniminkileri yapınca hemen fotoğraflayacağım hafta sonu burada sizlerin beğenisine sunacağım efendim, geri dönmek çok güzel.......

Bir daha kısa da olsa hiç ayrılmamak dileğiyle...........................


                                                     2 Yaş Kurabiyelerimiiiizzzzzzzz...........



Bu da hepsi bir aradaaaaaa.......



Daha yakındaaan.....



Veee en son tabakta yakalayabildiklerim....



Veee Final.. Şimşek Macqueen Pastamız..... İşte bu pastayı görünce oğlumun ağzı kulaklarına vardı :)) Sevincinden ne yapacağını şaşırdı, tüm tekerlekler hooop mideye :)))





haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.