AŞURE








Merhabalar, 
Biraz geç oldu belki ama tüm blog arkadaşlarım aşurelerini vakitlice yapıp, bizlerle, dostlarıyla paylaştılar. Peki neden geç kaldım :)) canım annemden vakit bulamadım ki, o yaptı biz yedik derken e çalışan insan olunca annecim hemen yanıbaşımda oturunca iş başa her zaman düşmeyince böyle geç kalıyoruz. Ama bu sefer dedimki en baştan servis tabaklarına sunuma kadar herşeyini ben yapacağım , annemden yardım almadan :)) tek başıma yapıverdim, kıvamı, lezzetini beğendim, daha henüz bittiği için iki kişiye tattırabildim annem ve ciciannemde çok beğendiler ben de gönül rahatlığıyla sizlere tarifi aktarıyorum. Miktarlar ve yapım -ufak tefek değişiklikler yaptım-  sevgili Sahrap Soysal'ın geçenlerde Hürriyet Gazetesi kelebek ekindeki köşesinde gördüm o tarifi baz alarak yaptım, tam istediğim kıvamı ve lezzeti yakaladığım için de sizlerle hemen paylaşıyorum. Afiyetler olsun, bereketli olsun inşallah....

AŞURE


Malzemeler:
  • 2 su bardağı aşurelik buğday
  • 1/2 su bardağı kuru fasulye
  • 1/2 su bardağı nohut
  • 3 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
  • 8 - 10 adet kuru kayısı
  • 8 - 10 adet kuru incir
  • 2 su bardağı ılık süt
Üzeri için :
  • Ceviz içi
  • Siyah dolmalık kuş üzümü
  • Nar taneleri

Yapılışı:

  1. Aşurelik buğday, kuru fasulye ve nohudu iyice yıkadıktan sonra ayrı tencerelere koyup üzerlerine çıkacak kadar soğuk su koyup haşlanmaya bırakın.
  2. Kaynamaya başladıktan 10 dakika sonra tencerelerin altını kapatın. Kapakları kapalı vaziyette sabaha kadar bekletin. 
  3. Ertesi gün buğday, fasulye ve nohudu yıkayıp süzdükten sonra hepsini büyük bir tencereye aktarın.
  4. Üzerine 12 su bardağı sıcak su ve ılık sütü ekleyip orta ısılı ateşte, arada sırada karıştırarak kaynatın.
  5. Kaynamaya başlayınca yıkanmış üzümleri, küp kesilmiş kuru kayısıları ve küçük kesilmiş kuru incirleri ekleyebilirsiniz. ( Aşureye koyu renk vermesin ve acılığı gitsin diye kuru incirleri doğradıktan sonra az bir suyla bir-iki taşım kaynattım rengi çıktıktan sonra suyunu süzdüm bu şekilde aşureye ilave ettim. ) 
  6. Kaynadıktan 15 dakika sonra toz şekeri ilave edin.
  7. Arada sırada karıştırarak tüm malzemeler yumuşayana dek pişirin.
  8. Aşurenin kıvamı, koyu kıvamlı çorba gibi olmalıdır. Bu nedenle sık sık karıştırılmalı, diğer yandan da ihtiyaç halinde azar azar sıcak su eklemelisiniz.
  9. Piştikten sonra aşureyi kaselere paylaştırın. Ve üzerlerini ben nar taneleri, kırılmış ceviz ve 5 dakika kadar soğuk suda bekleyip yumuşattığım ve iyice yıkayıp süzdürdüğüm dolmalık kuş üzümleri ile yaptım. Bu aşama sizin damak zevkinize ve hayal gücünüze kalmış. Tarçın ve hindistan cevizi, fındık, gül suyuda ekleyebilirsiniz.
  10. Soğuduktan sonra afiyetle yemeye hazırdır. 






BON APPETİT...



AŞURANIN ANLAMI

“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
“Bu ne orucudur?” diye sordu.
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
“Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” ‘Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu. Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
“Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur” hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir” demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.” Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.


* Yazı internetten alınmıştır.

3 yorum

  1. hımmm enfes olmuş ben bu sene yapmadım ama arkadaşlar sağolsun aşuresiz bırakmadılar:) sevgilerimle

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Seval, bende hep annemden geçinirdim :)) ama bu sefer yardımsız yaptım :)) yiyenler beğendi.

    YanıtlaSil
  3. Allah kabul etsin canım,nefiss görünüyor.
    Ellerine sağlık.

    YanıtlaSil

haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.