WONDERBAG , NAM-I DİĞER PİŞİRME BOHÇASI





Merhaba bu sefer tarifim yok ama bu ayki yemek dergilerinde görüp tanıdığım ve web sitesini ziyaret ettiğim , eko pişirme yöntemi olan Wonderbag'ten bahsetmek istedim size. 
Wonderbag, ısıyı tutma özelliği olan pişirme bohçasına verilen isim. Ön pişirilmesi yapılan yani kaynama sıcaklığına gelen yemeği tenceresiyle beraber pişirme bohçasına koyuyorsunuz ve pişirme işlemi orada devam ediyor. Isıyı tutma özelliği ile , yemeği dışarıdan başka bir enerji almaksızın, kendi ısısını koruyarak pişmesini sağlıyor. Wonderbag yemekleri 12 saat sıcak, 6 saat soğuk tutabilme özelliğine sahip. Bu sayede de enerji tasarrufu sağlanmış oluyor. Güney Afrika'da yapılan araştırmalarda ürünün haftada 2 - 3 kere kullanımıyla 1 yıl içerisinde yarım ton sera gazının atmosfere salınımının önlenebildiği ortaya çıkmış. Wonderbag  yoğurt ve hamur mayalarken de kullanılabilmekteymiş.  



Paradan, enerjiden tasarruf etmek isterseniz http://wonderbag.com.tr sitesini ziyaret edip hem daha fazla bilgi alabilir hem de sipariş edebilirsiniz. Denemekte fayda var derim :-) Tahmin edersiniz pişirme süreleri uzuyor bunun yanısıra doğaya katkıda bulunmuş oluyoruz.





Ayrıca aşağıda linkini verdiğim Ayşe Arman'ın Wonderbag ile ilgili yazısını okumanızı salık veririm.



UÇAKLAR - PLANES







SIRA GELDİ UÇAKLARA :))  CANIM OĞLUM ERGİN'İMİN SAYESİNDE BENDE ALIŞTIM 3D ANİMASYON FİLMLERE. 212  AVM'DEKİ 21:15 SEANSINA GİTTİK , KALABALIK DEĞİLDİ TAHMİN EDERSİNİZ SİNEMAYI KAPATMIŞ GİBİ OLDUK, SEYREDERKEN ÇOK EĞLENDİĞİ BELLİYDİ CANIMIN İÇİNİN, BEN DE TABİ :) MOLADA PATLAMIŞ MISIRLARIMIZI DA ALDIK OOOOOOH DEĞMEYİN KEYFİNE BİRDE İKİLİ ÇİFTLER İÇİN YAPILMIŞ KOLTUĞA OTURDU , BAĞDAŞINI DA KURDU... DÜNYA YANSA UMURUNDA DEĞİL. ONLARIN MUTLULUĞU BİZ ANNELERİN MUTLULUĞU OLUYOR. VALLA NE YALAN SÖYLEYEYİM ONU GÖRDÜKÇE BENİMDE ÇOCUK OLASIM GELİYOR :))



FİLMİN KONUSU:

DUSTY tarım ilaçlama uçağıdır. Uçakların katılacağı yarışmaya girmeye karar verir. Bu kararını destekleyen de vardır, diğer yandan köstek olmayan isteyen de. Dostlar acı söyler ya o misal ama herşeye rağmen o yarışmaya girmeye kararlıdır. Çok çalışır, azmeder, kulaklarını tıkar ve en önemlisi uçak olmasına rağmen tarım uçağı olduğu için 300 metre yükseğe uçamamaktadır, bu korkusunu da bu yarışma ve azmi sayesinde yener. Çocuklara ve büyüklere de çok güzel mesajlar ileten bu filmi çocuklarınızla birlikte izleyin, bu keyfi kaçırmayın derim :)


MAVİ KÜÇÜK ŞİRİN ŞEYLER :)




Bayram bitti yarın işbaşı. Canım oğlum Ergin'imle dolu dolu geçireceğim son hafta sonu günüm ve ne yapalım derken sinemaya gitmeye karar verdik. Şirinleri oldum olası sevmişimdir. Sevimli , küçük , mutlu, huzurlu , birarada yaşamayı öğrenmiş maviş şirin mi şirin yaratıklar :)) İlk sinema filmine Ergin'im okulla beraber arkadaşlarıyla gitmişti, bu seferde bana kısmetmiş. Çok eğlendik, patlamış mısırlarımızı, klasik sinema dondurması olan frigolarımızı aldık ve keyifli iki saat geçirdik. 3D seansına denk gelmemizde cabası ... Her şeyin içindesin uzansan dokunacak, onların dünyasına girecekmişsin gibi :) Ama oğluşum ikinci yarı bir ara gözlüksüz seyretti. Özellikle kötü adam gargamelin sahnelerinde, e çocuk bu korktu tabi :)
Eylül ayında da cars serisinin uçaklarla çekilmiş filmi sinemalarda sahne alacakmış, fragmanını izledik ve tabiki anneciğine şimdiden rezervasyon yaptırdı bile :) Sıkılır mı acaba diye düşünürken, çok güzel vakit geçirdik. Artık heryere gidebiliyorum canım oğlumla bana hem arkadaş, hem yoldaş, hem oğul .... Hiiiiiiiiiç canım sıkılmıyor, eğlenceli çocuk vesselam :) 

Darısı başınıza :)) 



OKUDUM BİTTİ... Delphine De Vigan - Yeraltı Saatleri



KİTAP ARKASI 

Yeraltı Saatleri 

Mathilde ve Thibault, Paris sokaklarındaki milyonlarca siluetten ikisidir.
Mathilde şehrin derinlerinde bir nakış gibi işlenmiş yeraltı dünyasında her gün aynı yolculuğa çıkar. Her gün aynı koridorlarda, aynı yollarda, adını ezberlediği aynı trenlerde, aynı hareketleri tekrarlayarak, artık kimsenin onu beklemediği, hiçbir işe yaramadığı, saatlerin geçmesini beklemekten başka hiçbir şey yapmadığı işine gider. Eşinin ölümünün ardından onu hayata döndüren bu iş, artık onun yıkım alanıdır.

Takım elbise giymiş, teneffüs ettikleri havanın ne kadar ağır olduğunu fark edemeyen insanlar arasında yavaş yavaş yok olan Mathilde; katlanabileceği, insanlığını kaybetmeden dayanabileceği son noktaya ulaşmıştır. Thibault, hastalıklarla mücadele eden insanların yardım çağrısına koşan bir acil servis doktorudur. Her gün Parisin dört bir yanında trafik sıkışıklığı ile boğuşarak gri ve pis şehre mahkûm olur. Aşkına karşılık vermeyen bir kadın, terk ettiği bütün kadınların cezası gibi onun çöküşünü hazırlarken, hızı, baş döndürücülüğü, değişen ruh halleri, kokuşmuş salgıları, sahte kibarlıkları, eğlence akşamları ve akşamdan kalma sabahları ile şehir onu boğmaya, sıkıştırmaya başlamıştır. Hikâyelerinin iç içe geçmişliğini, sonsuz sayıdaki yüzünü sevdiği şehir, artık kulakları sağır eden bir yalana dönüşmüştür.

Şefkatten yoksun bu dünya, etraflarını tüm kalabalığı ve karmaşası ile sararken, birbirini tanımayan bu iki insanın yolları her an kesişebilirdi.



BENCE...

Kitabın konusunu tekrar anlatmayacağım, yukarıda kitap arkasında yazan özet bölümü gayet güzel anlatmış. Evet kitap hayatın içinden , beni, seni, bizi anlatıyor. Hepimiz özel hayatımızda olsun , iş hayatımızda olsun zaman zaman ya da her zaman zorluklarla sıkıntılarla karşılaşırız. Bazen öyle bir cendereye girersinki sanki hiç çıkamayacağını sanırsın, köşeye sıkışmış hissi vardır, bir mucize olmasını ve bu sıkıntılardan kurtulmayı hayatın tadını çıkarabilmeyi istersin, isterim, isteriz............ 
Bazen o mucize hiç gerçekleşmez bazense gerçekleşiyormuş gibi yapar, ya da kıyısından dönersin, futbol tabiriyle direkten dönersin :))) İşte bu romanda tam da o var. Okudum okudukça umutlandım, yer yer anlatım yavaşlasa da bir umut doğsun da şu insanların yüzleri gülsün diyorsunuz ama yazar öyle bir ters köşe yapmış ki valla ben sonunu söylemeyeyim bir anlamı kalmaz :) çokta beklentiniz olmasın, yine de tavsiye ederim, hayat her zaman mutlu sonla bitmiyor değil mi?  


İYİ BAYRAMLAR, İYİ OKUMALAR...

BÖGÜRTLENLI TART






Merhabalar,
Öncelikle herkesin Ramazan Bayramını kutlarım, sağlıkla, huzurla, mutlulukla ve en önemlisi tüm sevdiklerinizle inşaallah güzel bir bayram geçirmişsinizdir. Son günden yakalıyorum sizleri :) çünkü bayram süresince nete girecek vaktim olmadı. Ve bugün sıcağı sıcağına yaptığım Polonezköy'den aldığımız taze bahçe böğürtlenleriyle yapmış olduğum tart tarifini sizlerle paylaşacağım. Öncelikle birkaç aşamadan meydana geldiği için zor gibi gözükse de aslında kolay, lezzetli ve hafif bir tarif. Afiyetler olsun, her günümüz bayramlar gibi neşeli geçsin :)



BÖĞÜRTLENLİ TART

Malzemeler:

Tart Hamuru İçin:

  • 3 su bardağı un
  • 150 gr. margarin
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
Kreması İçin:
  • 4 su bardağı süt
  • 8 yemek kaşığı toz şeker
  • 4 yemek kaşığı un
  • 1 adet büyük boy yumurta
  • 1 paket vanilya
Üstü İçin:
  • Böğürtlen istenen miktarda
  • 1 paket tart jölesi

Yapılışı:
  1. Tart hamuru için gereken malzemelerin hepsini yoğurun, orta sertlikte yoğurduğunuz hamuru streç filme sarın ve buzdolabında 1 saat dinlendirin.
  2. İster küçük tekli tart kalıplarında isterseniz büyük bir tart kalıbını -ben bu sefer tek büyük olanı kullandım- kullanın. Öncelikle margarinle yağlayın kalıbı, sonrasında kolay çıkartabilmek için.Benim kalıbım ortası yuvarlak itince çıkan kalıplardan, şekil bozukluğu veya çıkartırken hiç zorluk yaşamıyorum.
  3. Merdaneyle kalıp büyüklüğünde açıp, kalıbınızın içine yerleştirin. Kenarlarını hafifçe yukarı yükseltin.Pişerken kabarmaması için ortasına yağlı kağıt yerleştirip, kurubaklagille doldurup ağırlık yapıyorum. Bu şekilde 160 derece ısıtılmış fırında hamurun rengi sararana dek pişirin.Pişince fırından alıp, soğumaya bırakın.
  4. Diğer yandan krema için gerekli malzemeleri vanilya hariç tencerede buluşturup, ocağa alın. Sürekli karıştırarak koyu kıvama gelene dek pişirin. Birkaç taşım kaynadıktan sonra, vanilyasını koyup karıştırın ve ocaktan alın.Arada karıştırarak üzerinin kabuk tutmasını önleyerek, soğumasını sağlayın. 
  5. Tart hamurunun içerisine kremayı güzelce yayın, düzelttikten sonra böğürtlenleri dilediğiniz şekilde dizin.
  6. Tart jölesi için Dr.Oetker kullandım. Üzerindeki talimata göre pişirin. Soğuyunca böğürtlenlerin üzerine sürün. Parlak bir görünüm istemezseniz , jöle aşamasını yapmayabilirsiniz.


BON APPETİT...



haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.