OKUDUM, BİTTİ... BİR İPEK BÖCEĞİ MASALI / DANIEL WALLACE





YAZAR:  Daniel Wallace
YAYINEVİ: Eksik Parça
SAYFA: 336

ARKA KAPAK 


Büyük Balık kitabının yazarı Daniel Wallace'dan, iki kız kardeşin büyülü bir dünyayı tanımalarını, ona karşı koymalarını ve en nihayetinde onunla barışmalarını anlatan, yaratıcı, dokunaklı ve masalsı bir roman.

Bir zamanlar, Roam adında bir kasaba vardı. Dünyanın en kaliteli ipek kumaşlarının üretildiği, sokakları renkli dükkânlarla ve mutlu insanlarla dolu bu kasaba ne yazık ki lanetliydi. Kasabanın, amaçları uğruna her şeyi karşısına alan kurucusu, torunlarının bile peşini bırakmayacak bu lanetten habersizdi. Yıllar sonra büyükbabalarından bu karanlık mirası devralan Helen ve Rachel, birbirine tamamen zıt iki kız kardeşti. Helen, çirkin, mutsuz ve acımasız; Rachel ise güzel, neşeli ve kör olandı. Kaderinin ona adaletsiz davrandığını düşünen Helen, bir gün Rachel'a bir yalan söylemeye karar verdi. Bilmediği şey ise bu korkunç yalanın, aralarındaki tüm güveni sarsacağı ve onları kötü bir ayrılığa sürükleyeceğiydi. Peki gerçek nerede bitiyor, masal nerede başlıyordu?



KİTAPTAN....

Belirsizliğe doğru kendi yolunu aç ve kendi cennetini yarat.

S: 31



BENCE...

Hikaye Roam adında bir kasabada geçiyor. Hikaye bölüm bölüm geçmiş ve şimdiki zamanla geçişlerle anlatılıyor. Kasabanın kuruluş hikayesi, burada yaşayan insanlar ve en önemlisi kurucularının soyundan gelen iki 
kızkardeşin farklı, heyecanlı, gerilimli hikayesini anlatıyor. 
Düğümün çözüldüğü son bölüm affetmek üzerine... Affetmenin büyüklüğü... Nasıl ve ne zaman olmalı? Olmalı mı olmamalı mı? Kime ve neye göre karar vermeli? İyi bir insanın kötü bir insana dönüştürülme süreci. Haklıyken haksız duruma nasıl düşürülürsün? Sen bir açıklama beklerken karşındaki insanın tek bir kelime ve büyüklüğüne sığınarak işin içinden sıyrılma çabaları. Bunlar bana çok uzak ve yabancı kavramlar değil, okurken bir an için isimler ve zaman farklı da olsa hikayenin içinde gördüm kendimi...
Fantastik öğeler de mevcut, ilgililere duyurulur ;)



KEYİFLİ OKUMALAR









LİMONLU CHEESCAKE





LİMONLU CHEESCAKE

Malzemeler

400 gr. labne peynir 
200 gr. krem peynir
150 gr. süzme yoğurt
1 bardak toz şeker
1 paket vanilya
3 adet yumurta
1 adet limon kabuğu rendesi
1/2 limon suyu

Alt tabanı

1,5 paket yulaflı bisküvi
80 gr. eritilmiş ılıtılmış tereyağı

Limonlu Sos İçin

1 çay bardağı su
2 limon suyu
2 yemek kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı nişasta

Yapılışı

Öncelikle alt tabanı hazırlamakla başlayalım. Bisküvileri rondoda çekin. Erimiş tereyağını ekleyin. Elinizle karıştırın. Kum gibi görünümü olmalı. Yağlı kağıt serilmiş kelepçeli kalıbın dibine yayın. Elinizle düzeltin ve buzdolabına dinlenmeye koyun.

İç harcı için krem peyniri, labne peyniri ve süzme yoğurdu bir kaba koyun toz şekeri ekleyerek mikserde malzemeler birbiri ile karışana dek çırpın. Vanilyayı, limon suyunu ekleyip tekrar çırpın. Yumurtaları her seferinde tek tek kırarak çırpın ve malzemeye yedirin. En son limon kabuklarını ekleyip karıştırın ve bisküvi tabanının üzerine boşaltın. Üzerinde kabarcıklar varsa tek tek patlatın. 
Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40 ile 60 dakika arasında pişirin. Cheescake'in üzeri hafif kahverengiye dönecek ve salladığınızda ortası yumuşaksa pişmiş demektir. Fırını kapatın , kapağını açmadan 1 saat kadar fırında dinlendirin.

Limonlu sosu içinse su, limon suyunu ve toz şekeri bir tencereye alın karıştırın. Nişastayı bir kaşık suyla bir kasede karıştırın ve tenceredeki sos malzemelerine katın. Sürekli karıştırarak koyu sos kıvamına gelince ocaktan alın. Aralıklı karıştırarak ılıtın.

Ilıyan sosu dinlenmiş olan cheescake'in üzerine döktükten sonra bir gece buzdolabında dinlendirin. Bu kadar vaktiniz yoksa en az 6-7 saat buzdolabında dinlendirin. 


BON APPETIT...


OKUDUM, BİTTİ... Başucumda Müzik / Kürşat BAŞAR





YAZAR:  Kürşat Başar
YAYINEVİ: Everest Yayınları
SAYFA: 436


ARKA KAPAK 

"Eğer, hayatımızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken...
Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün...
Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın."





KİTAPTAN....

Bunca yıl, onunla yapamadıklarımız için acı duymadım, birlikte geçirdiğimiz o inanılmaz saatlerin heyecanını duydum. 
Sayfa; 432



Ne garip, hep en sevdiklerimize en söylenecek şeyleri söylemiyoruz ya da söylüyoruz ama o zaman da onlar bizi duymuyor.
Sayfa; 39


"Herşeyden kaçmak istiyorum ," diyordu, "herşeyden... Ne yaptım, nasıl yaptım bilmiyorum ve sonunda kendime hiç istemediğim bir hayat kurdum. Şimdi onun içinde, kendi hayatımın içinde bir esir gibiyim."
Sayfa; 136



BENCE...

Yazarın okuduğum ilk kitabı. Konu itibariyle çok bilindik ama anlatımı sizi kitabın sonuna kadar sürüklüyor. Evli iki insanın yasak aşkını konu alan kitabın en ilginç tarafı gerçek bir hayat hikayesi olması. Dönem romanı, o tarihteki siyasal olaylara da değinilmiş. Ve ilginç olan bir diğer tarafı da bir kadının dünyasını bir kadının ağzından erkek bir yazar tarafından bu kadar dokunaklı ve duygulu bir şekilde aktarılması. Betimlemeler harika. İç dünyasının karmaşıklığı bu betimlemelerle desteklenmiş. Yoğunluğuma rağmen konusu, akıcılığı, anlatımı sayesinde çok kısa bir sürede bitirdim. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. 


KEYİFLİ OKUMALAR















haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.