OKUDUM, BİTTİ... SANA YOLCULUK / CEMAL BATTAL




KİTAP KÜNYESİ

ADI : SANA YOLCULUK
YAZAR : CEMAL BATTAL
YAYINEVİ : POSTİGA YAYINLARI
BASIM TARİHİ : 2016
SAYFA SAYISI : 264
TÜRÜ : ROMAN

ARKA KAPAK

Hayat bu... Uzun bir yol...
Kaç durakta durursanız durun varacağınız yer hep aynıdır; yüreğiniz nereyi yuva bildiyse yolculuk her daim onadır.
Her ne kadar farkında olmasalarda Yılmaz ve Özge'nin yolculukları hep birbirlerinin yüreğine doğru, aşka doğru oldu.
Ancak her aşk kendi sınavını verirdi ve onlarınki de sınandı...

Sana Yolculuk, iki yorgun yüreğin birbirinde kesişen hayatlarını beğeninize sunuyor.
Hayat böyle bir şey...
Arkana yaslanıp şöyle bir geçmişe bakınca her şeyi yaşadığını sanırsın. Oysaki hayat bu; nefes aldığın sürece sana sürpriz yapmaya yemin etmiştir



KİTAPTAN ALINTI

Hayatta herkes, her şeyden kaçabilir; ama kendisinden asla...
( S: 81 ) 

Bazen sevmek,"ayrılalım" diyebilmektir. Onu her an her saniye yanında isterken "istemiyorum" diyebilmek.
Sevmek kalbinde "kal" derken ağzın ile "git" diyebilmektir.
( S:233 )

"Sevda kolay olsaydı uğruna bunca kitap, şiir, şarkı yazılır mıydı sanıyorsun? Bak bu yazılanlara, tüm büyük sevdaları düşün. Hepsinde ayrılık vardır. Sevdayı güçlendirmek için ayrılık bir testtir. Bu testten geçen sevdalar yaşanmayı hak ederler."
( S: 238 )




KİTABIN KONUSU

Yılmaz bir ilaç firmasında mümessil olarak çalışmaktadır. Başından mutsuz bir evlilik geçmiştir. Özge ise firmaya yeni alınan çalışandır . Yılmaz ve Özge'nin yolları , çalıştıkları firmanın bir eğitim programında kesişir. Her ikisi de zor zamanlardan geçmişlerdir, tanıştıktan ve beraber olmaya başladıktan sonra hayat onlara ne tür sürprizler hazırlamıştır? 


BENCE...

Yılmaz ve Özge'nin aşkları klasik bir yeşilçam tadında yazılmış ve okuyucuyu tatmin eden bir türden. Farklı bir kurguya sahip. İki kişinin aşkları anlatılırken , birbirleri ile tanışmadan önceki hayatlarına, ebeveynlerine, geçmişlerine değinilerek , duygu ve düşüncelerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ve aşkları tüm zorlukları ve birbirine hisleri , ilmek ilmek işlenmiş. Özellikle hikayenin Londra, İngiltere'de geçen kısımları eski anılarımı da yad etmeme sebep oldu. Hüzünlendim, ağladım, içime işledi, sevindim, mutlu oldum, kızdım... Tüm duyguları yaşadım adeta okurken. Gözümden bir damla yaş aktı fakat geri kalan tüm gözyaşlarım çağlayan oldu kalbime aktı. Aşk hikayeleri ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim. Alınacak çok ders var.  Spoi vermemek adına kitabın sürprizli sonundan bahsetmiyorum ;)



KEYİFLİ OKUMALAR



ÇOCUK...





ÇOCUK

Sen hep gül çocuk,
Doğduğunda ağladın sanki biliyordun nasıl bir dünyaya geldiğini
Dünya böyle değildi çocuk

Yakıp, yıktılar 
Para, hırs, itibar, güç adına
Çocuklarımızın yüzü solar mı tıpkı Sulanmayan bir gül gibi
Düşünmediler çocuk
Ama biz inadına gülelim seninle kahkahalarla 
Onlar bilmiyor kefenin cebinin olmadığını 
Ama ben biliyorum çocuk
Sana bunu öğreteceğim 
Anne sözü 
Mavi UmuT, Sarı Enerjİ dir çocuk

Biz bu güçleri seninle birleştirelim 
Biz gülümüzü soldurmayalım 
Ömür tükenmeden UmuT bitmez

ÇOCUK ....


Yelda Ergin Öztürk 

OKUDUM, BİTTİ... SIRÇA FANUS / SYLVIA PLATH





KİTAP KÜNYESİ

ADI :SIRÇA FANUS
YAZAR : SYLVIA PLATH
YAYINEVİ :KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ
ÇEVİREN:HANDAN SARAÇ
BASIM TARİHİ :2012
SAYFA SAYISI :251
TÜRÜ :OTOBİYOGRAFİ

ARKA KAPAK

"Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi."
-Time-

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950'lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York'a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini tam bir karabasanın içinde bulur. Kimlik arayışı peşinde ürkütücü bir yola giren duyarlı ve hevesli bir genç kadının üniversite yılları, erkeklerle ilişkileri, yaşadığı çöküş, intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bakış açısı unutulmadan son derece içtenlikle işlenmiş.

Sylvia Plath'ın kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı ve ilk kez 1963 yılında, ölümünden bir ay önce, başka bir isim altında yayımlatmayı başarabildiği Sırça Fanus, o günün olduğu kadar bugünün insanının da metropol yaşamındaki yabancılaşmasını anlatan modern bir klasik haline gelmiştir. 20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının melankolik prensesi Sylvia Plath'ın başyapıtı 50 yılı aşkın bir süredir okurları etkilemeye devam ediyor.



KİTAPTAN ALINTI

" Şiir nedir Esther, biliyor  
musun?"
"Hayır, nedir?"diyordum.
"Bir parça toz."
( S:60 )

Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır.
..................
Belki de unutkanlık, kar gibi her şeyi örtüp susturmalıydı. 
( S:244 )




BENCE...

Konusunu kısaca aktaracak olursam; Esther Greenwood başarılı bir üniversite öğrencisidir. Esther'in gençlik bunalımları, depresyonları, intihar girişimleri, her şeye rağmen hayata tutunmak için gösterdiği yoğun çabayı okuyoruz. Kendini tıpkı kitaba adını veren Sırça Fanus'ta kapana kısılmış gibi hissetmektedir. 


Yazarın tek romanı olma özelliğini taşıyor. Psikolojik öğeler içeren otobiyografik olan romanın ilk basımı 1963 yılında Victoria Lucas takma adı kullanılarak basılmıştır. 
Kitapta Sylvia Plath gençlikte yaşadığı bunalımları, girdiği çıkmazları, girdiği ağır depresyon sonrası gerçekleştirdiği intihar girişimlerini ve bu durumdan kurtulabilmek için gereken psikiyatrik tedavileri , hayata tutunma çabalarını kronolojik olarak anlatılmış. 
Ailesi, arkadaşları, sevgilisi olan bir zamanlar evlenmeyi düşündüğü Buddy Willard ile ilişkilerini psikolojik tahlillerle beraber okuyucuya anlaşılır şekilde aktarmış. Şunu da görüyoruz 20. yy'ın başlarında yazılmış olmasına rağmen Amerika'da da belli bir kesimde tutucu bir yaşam süregelmekte imiş. 
2003 yılında SYLVIA adı ile film olarakta seyirciye aktarılmış. Gywenith Paltrow başrolde, en kısa zamanda izleyip kitapla karşılaştırma fırsatı bulacağım. 





KEYİFLİ OKUMALAR



Bİ'KUTU MUTLULUK


İnstagram da farklı hesapları dolaşırken birden karşıma çıkan bir hesap ilgimi çekti. Bi'kutumutluluk idi adı. Her ay sürpriz olarak hazırlanan , belli bir tema üzerine hazırlanmış , minik hediyelerden oluşan bir kutu .Denemek için kısa süreli üye oldum . Ve ilk kutum geldi dün. Ve sizlerle aşağıda tek tek paylaşıyor olacağım. Biraz siteden bahsetmek istiyorum. Üyelik esasına dayanıyor. 3, 6, 12 aylık paketleri var . Yok ben istemiyorum derseniz bu kutuları tek olarak ta sipariş verbiliyorsunuz. Ama her zaman paket programların avantajları olduğunu da unutmayın 😊 Bu ay tahmin edersiniz yılbaşı temalı bir kutu hazırlanmış. Ben çok sevdim, siz de göz atın ve düşüncelerinizi benimle paylaşın lütfen ;) 

Daha fazla bilgi ve görsel için lütfen www.bikutumutluluk.com u ziyaret edin .



Kutumuz klasik karton kutunun içinde geliyor ve içinden o ay hangi tema üzerine hazırlanmışsa kutu , o konseptte bir kutu daha çıkıyor. İşin eğlenceli kısmı şimdi başlıyor ;)



Üyelere hitaben yazılmış kutu içeriğinin neler olduğu hakkında, maddeler halinde açıklaması var .



Ve hayatımıza şekil verecek ya da bizleri o güne daha olumlu, ılımlı başlatacak bir takım mottoların özenli kart haline getirilmiş halleri var. Odamıza ya da evin çeşitli yerlerine , ilk nerede gözümüz açılacaksa mesela oralara asıp her sabah okuyup yeniden hayata ılımlı bakmak, günümüzü güzelleştirmek için var olacaklar.






Ta ta ta taaaaaaaaaaaaaaaam. Kutunun tüm içeriği :)






Yine çok şirin stickerlar ve kartlar , üç boyutlu bir ağaç bizleri bekliyor. Veee soğuk havalarda ellerimizi ısıtacak, pembe - beyaz , yıldızlı bir eldiven bizleri bekliyor. İki gün önce eldiven alacaktım ama istediğim gibi bulamadım ve almamıştım. Tevafuk oldu artık bu kış ellerimi ısıtacak sıcacık bir eldivenim var.





Veee çok şeker bir şeker bile koymuşlar tabi hemen oğlumun midesine doğru yola çıktı fotoyu çektikten az sonra ;)
Her ay yine dergide temaya özgü , ebatı küçük ama içeriği dopdolu bir dergi.
Yine bir kart ✔✔✔ Mutluluğun Peşinde ve görmüş olduğunuz kırmızı geyik bir broş :)
Bir cilt maskesi tester'ı mevcut.
Ve takvime bayıldım. Tüm sene çalışma masamda bana eşlik edecek. Karton ayaklığı var, gördüğünüz üzere her aya özgü bir kart , çok sevdim ;)





Teşekkürler Bi'kutu Mutluluk 🎈

KABAK TATLISI



 👉KABAK TATLISI



MALZEMELER

4 KG. BALKABAĞI 
5 SU BARDAĞI TOZ ŞEKER

ÜZERİ İÇİN:

CEVİZ
TAHİN



YAPILIŞI

4 kg.balkabağı temizlenmiş, kesilmiş olacak. Tencereye bir kat  Üstüne şeker malzeme bitene kadar kat kat çıkın. En az 3-4 saat bekletin. Toplamda standart su bardağı ile 5 bardak toz şeker kullandım. Hiç su ilavesi yapmadan yarım saat kadar pişirin. Kabağına göre değişir daha önce pişenler de olabilir arada kontrol edin. Son 10-15 dakikayı ağzı açık pişirdim tencerenin. Şerbeti daha ağdalı oluyor. Hepinize şimdiden afiyetler olsun. 


OKUDUM, BİTTİ... ALLAH'A EMANET OL / KAHRAMAN TAZEOĞLU




KİTAP KÜNYESİ

ADI :ALLAH'A EMANET OL
YAZAR : KAHRAMAN TAZEOĞLU
YAYINEVİ :DESTEK YAYINLARI
BASIM TARİHİ :2016
SAYFA SAYISI :136
TÜRÜ :ROMAN

ARKA KAPAK

Allah'a emanet edilmek, Yaradan'ın rahmet yağmuruna şemsiyesiz bırakılmak, onun vereceği derde de, kedere de, ihlasa da, sınava da, huzura da layık olunabilecek sıfatta olmak demekti. Biri sende bu sıfatı görebilmişse, sen o sıfatta görülmüş olmanın hakkını vereceksin, tefekkür edeceksin, Rabb'ine teslim olacaksın. Biri seni Allah'a emanet etmişse seni görmeden ölmez. Biri seni Allah'a emanet etmişse kimse seni çalamaz. Bir insanın emanet edileceği en güvenli yer arşıâlâdır. Biri Allah'a emanet edildiğinde eksiksiz ve bozulmadan, bırakıldığı gibi geri alınır. Zeynep, giderken onu inandığı güce emanet etmişti. Furkan'ı hayatta tutan şey de işte bu oldu.



KİTAPTAN ALINTI

"Sebepsiz yere terk eden, bir gün bir sebep bulup döner. Ama bilmez ki sebepsiz yere terk etmek aslında bütün sebepleri siler."
( S:91 ) 

"Bazı düşmanlar pirincin içindeki beyaz taş gibidir. Varlıklarından haberdar olduğumuzda dişimiz çoktan kırılmıştır."
( S:102 )

"Yüzüm yine de gülüyordu hayat denen uzun dersin, mutluluk denen kısa teneffüslerinde..."
( S:104 )


"Tükenmekte olan bir sigaranın neler çektiğini havadaki dumana değil, ucundaki köze soracaksın..."
( S:110 )



BENCE...

Kahraman Tazeoğlu'nun Türk filmi tadında bir kısa aşk romanı. Furkan ile Zeynep'in imkansızlıklarla başlayan aşkları yanlış bir anlaşılma sonucunda birbirlerinden uzak kalmalarına ve acı çekmelerine sebep oluyor. Bu arada Furkan'ı şiirsel bir dil ile yüreğinden çıkan ve kalemi ile hayat bulan duygularını okurken çok hüzünleneceksiniz. Sonunu tabii ki söylemiyorum. Okuyun, öğreneceksiniz 😉



KEYİFLİ OKUMALAR



OKUDUM, BİTTİ... ÖLÜ DOĞANLAR / DORUK ATEŞ





KİTAP KÜNYESİ

ADI :ÖLÜ DOĞANLAR
YAZAR : DORUK ATEŞ
YAYINEVİ :EZ-DE YAYINLARI
BASIM TARİHİ :2016
SAYFA SAYISI :416
TÜRÜ :POLİSİYE ROMAN

ARKA KAPAK

"Tek hakları vardı! Ya doğmayacaklardı, ya ölmeyeceklerdi..."

Doruk ateş, "Mabet"in ardından "Ölü Doğanlar" ile yine sahnede. 

Şehrin en gizemli uyuşturucu çetesinin peşinde olan Narkotik Başkomiseri Yakup, mezarlıkta onu neyin beklediğinden habersizdir. Önce çatışma çıkar, vurulur ve geçmişine uzanan kirli şebekenin üzerindeki örtü kalkar. Sonrası çok daha karanlık, çok daha mide bulandırıcıdır. Her ipucu onu Genç Cumhuriyet'in ilk varoşlarına, başkentin suç krallığının içine, insanların hakkında konuşmaya bile çekindiği Çinçin Bağları'na götürür. 

Roman boyunca ev ev, sokak sokak gerilimi yaşayacak, o renksiz, sessiz, dilsiz gecekonduların içinde akıllara durgunluk veren yaşamlara tanıklık edeceksiniz. Sonunda, hayatın anlamsızlığını, insanların ölüm karşısındaki çaresizliğini en iyi anlatan mekana; Cebeci Asri Mezarlığı'na gideceksiniz. Siz de onlarla beraber ölmek isteyeceksiniz.
"Onlar ölümü seçti!" 


KİTAPTAN ALINTI

"Ölüm hayatlar arasındaki eşitsizliği bitiriyor olmalıydı. Oysa insanlar bu eşitsizliği bozmak istiyormuş gibi farklı farklı mezar yaptırıyorlar; granitten, mermerden, andezitten, betondan, kafesten örülmüş demirlerden... "





BENCE...

Bir Ankara Polisiyesi 😉👉👉👉👉 Başkomiser Yakup ve yardımcısı komiser Volkan narkotik şubede görevlidirler. Bir gece bir uyuşturucu şebekesini patlatmak üzere Cebeci Asri Mezarlığında pusuya yatarlar. Sonunda bir ceset ile bunu takiben bu cinayet soruşturmasının kendilerine verilmesi ile olaylar örgüsü başlar. Matruşkanın 👶 bebekleri gibi açıldıkça içinden başka olaylar çıkar, tüm bu farklı olaylar birbirleriyle bir yerde örtüşürler ve bir çıkmaza doğru yol alırlar. Başkomiser ve yardımcısı bu olayları nasıl ve ne şekilde çözeceklerdir???
 📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖
Spoi vermemek adına detaylara çok girmeyeceğim. Okumayanlara ve kitabı henüz bitirmeyen fidan arkadaşlarıma haksızlık yapmayayım. Polisiye olmasına rağmen gerilim yoktu. Dili akıcı. Ankara'ya özgü mekânlar, konuşma dili ve kişilere takılan lâkaplar ( benim favorim👉Kabre Sığmaz 😄) . Yer yer esprili, argo diyaloglar hikâyeye ayrı bir güzellik katmış. Ve tabii ki kitabın devamının geleceğini ekleyip, en kısa zamanda beklediğimi yoksa geceleri uyku tutmayacağımı yazarımız Doruk Ateş' e buradan saygıyla iletiyorum 😊 Valla çok meraktayım 📚





KEYİFLİ OKUMALAR


SUNAY AKIN ---- GÖRÇEK




12.12.2016 TARİHİNDE MOİ SAHNEDE.....

Sunay Akın.... Başladı ve bitti.... Kesintisiz 2 saat.... Saldırı sonrası gösteriyi iptal etmediğini ifade etti, bilgiyi paylaşmak adına, ışığı taşımak adına... Fakat her gösteri sonu klasiği olan seyirciyle GÖRÇEK yapmadı bunu da şehitlere olan saygısından dolayı olduğunu ifade etti! Saygı duyarım. Fakat o ânı iki aydır beklemiştim 😊 sağlık olsun. Şehrinize gelirse mutlaka izleyin derim. Çok şey öğrenirsiniz.  
Gösterinin adının nereden geldiği seyir sırasında açıklığa kavuşuyor. Sunay Akın sanki kütüphane, ayaklı kütüphane, bilgi deposu, harddisk gibi. Anlatılanlar şu an beynimde yerleşiyor, sıraya sokuyorum onları. Bir ara düşündüm defteri kalemi çıkarayım not alayım diye 😄 harbi gülmeyin. Ama birçoğu kitaplarında mevcut okuyanlar gösteriyi de izlerse tam oturtur her şeyi. Ne yapacağız artık tüm kitaplarını alıp okuyup, araştırıp, yeni bilgilere de kendimiz ulaşacağız. Hem güldüren, hem öğreten, hem de düşündüren, kendini sorgulatan bir performanstı.
Hiç bitmesini istemediğim bir performans oldu. Sabaha kadar dinlerdim, gözümü kırpmadan. 

👉👉👉👉👉👉👉"Işığı karanlığa taşıyacaksın. Ben ışık değilim. O ışığı tutan elim."
.






DAVET 

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak 
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
Yok edin insanın insana kulluğunu,
Bu dâvet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine,
Bu hasret bizim....
.
.
. 👉👉👉👉👉👉 Geceleri uyuyamadığını söyledin Sunay hocam, kendini de sorumlu hissettiğini ve yaradana hesap veremeyeceğini... Hepimiz sorumluyuz hocam, uykular haram, gencecik bedenler açık dimağlar gitti.. Göz göre göre.... Buna bilgiyle, vicdanla, sevgiyle, güçle en önemlisi bu gücü bulacağımız damarlarımızdaki asil kan ile...... Dur ✋ diyelim artık 🙏




OKUDUM, BİTTİ... KELEBEĞİN HAYAT SIRLARI / NİL KARAİBRAHİMGİL




KİTAP KÜNYESİ

ADI :KELEBEĞİN HAYAT SIRLARI
YAZAR : NİL KARAİBRAHİMGİL
YAYINEVİ :DOĞAN NOVUS
BASIM TARİHİ :2015
SAYFA SAYISI :296
TÜRÜ :EDEBİYAT - DENEME 

ARKA KAPAK

17 yaşıma dönseydim, kendime şunları söylerdim: En önemli şey aşk; onu doya doya yaşa!

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır? Van Gogh olmak nasıldır? İkinci Dünya Savaşı'na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Her gün şükret. Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir; kim bilir. Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. Abart. Çoğalt. Parlat. Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikâyelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.


KİTAPTAN ALINTI

Akıldan sansürsüz dökülen bir şelale var sabahları.
Ve biz onu kaçırıyoruz çoğu zaman. Üretmek yerine, kalkıp sabah ritüellerini yaptığımızdan.
Sabahları 2 saat daha erken uyanıp bakın, göreceksiniz.
(S:230)




BENCE...

Şarkılarıyla tanıdığımız ve birçoğumuzun sevdiği sanatçı Nil Karaibrahimgil'in kitabı gazetedeki köşe yazılarından oluşmakta. Deneme veya kişisel gelişim olarak ta değerlendirebiliriz. Yazar kitabında kendi hayat deneyimlerine sıkça yer veriyor, yaşama karşı keşfettiği sırları içine kendi üslubunu da katarak bizlere aktarmış. Özellikle oğlu Aziz Arif'i anlattığı bölümler çok şeker 😊 annelik, anne olduktan sonraki kendinde ve hayatındaki değişimler. Ve daha neleeeeer, neler.... Yapılan araştırmalar, şarkılar, filmler, hikayeler, masallar, güncel olaylar tam başucu kitabı olmuş. Okurken çokça yüzümde gülümseme ifadesi beliriverdi. Mutlaka tavsiye ederim 👍




KEYİFLİ OKUMALAR



haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.