KADIN DAYANIŞMASI ÜZERİNE 10 FİLM




Filmseverler için harika bir liste geliyor şimdi. Mehmet AÇAR'ın HT Pazar  Temmuz yazılarından. Kadın dayanışmalarını konu alan 10 filmi tanıtmış bizlere ben de sizlere aynen aktarıyorum . İyi seyirler....


Bagdad Cafe - 1988
Yönetmen: Percy Adlon 
Orta yaşlı bir Alman kadını olan Jasmin, eşiyle yaptığı kavganın ardından otomobilin kapısını çarpar ve iner. Elinde valiziyle ABD’deki bir çölde tek başınadır. Bulduğu ilk mola yerine girer ve oda ister... Bu, onun için yeni bir hayatın başlangıcıdır. Otel sahibi Brenda’nın desteğiyle Jasmin, yeni heyecanlar yaşar, kadınlığını keşfeder ve hatta kendine yeni bir iş bulur. Birçok ankette 1988’in en iyi filmlerinden biri seçilmişti.


Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar - 1988 
(Mujeres al borde de un ataque de nervios) Yönetmen: Pedro Almodovar 
Pepa, kendisini başka bir kadın için terk eden sevgilisine ulaşmak, onunla yüz yüze konuşmak için elinden geleni yapar... Pepa bu süre içinde sevgilisinin bir oğlu olduğunu öğrenir ve psikolojik sorunlar yaşayan ilk eşiyle tanışır. Bu arada arkadaşı Candera, onun evine sığınmıştır... Seyri son derece keyifli bu Almodovar klasiği, kadınların bir araya gelince, acılarla çok daha iyi baş edeceklerinin altını çizer.


Çelik Manolyalar - 1989 (Steel Magnolias) 
Yönetmen: Herbert Ross 

Louisiana’daki bir güzellik salonunda bir araya gelip dedikodu yapan ve birlikte iyi vakit geçiren farklı kuşaklardan 6 kadının öyküsü... Hayat hiçbirisi için kolay olmasa da sıkıntıları aşmanın bir yolunu hep bulurlar. Kuşkusuz, aşamayacakları sıkıntılar da vardır... Bir komedi gibi başlayan ama giderek hüzün duygusunun baskın çıktığı film, harika diyalogları ve mütevazı öyküsüyle seyircileri yakalamayı, etkilemeyi başarıyor


Kızarmış Yeşil Domatesler - 1991 (Fried Green Tomatoes) 
Yönetmen: Jon Avnet 

Evliliğiyle ilgili sorunlar yaşayan Evelyn, ziyarete gittiği bakımevinde Ninny ile karşılaşır. Ninny, ona 50 yıl önce ABD’nin güneyinde yaşayan ve çevrelerindeki toplumsal baskıya, hoşgörüsüzlüğe karşı direnen iki genç kadının öyküsünü anlatır. Evelyn, öyküyü dinledikçe hayatına farklı gözlerle bakmaya başlar.. Irkçılığa, bağnazlığa ve erkek baskısına karşı kadın dayanışmasını öneren gerçekçi ve iyimser bir film.


Thelma ve Louise - 1991 (Thelma & Louise)
Yönetmen: Ridlay Scott

Hayatlarındaki erkeklerin maddi-manevi baskılarından bunalan ev kadını Thelma ile garson Louise, her şeyi boşverip yola çıkarlar. Amaçları, birlikte özgürce vakit geçirmektir. Louise, Thelma’ya tecavüze yeltenen bir erkeği öldürünce polis peşlerine düşer. İki kadının yolculuğu feminist bir isyana dönüşmüştür artık... Callie Khouri’nin senaryosundan çekilen film, eğlenceli olduğu kadar politik bir nitelik de taşıyor.


Takvim Kızları - 2003 (Calendar Girls) 
Yönetmen: Nigel Cole 

Gerçek olaylardan yola çıkan film, yerel hastaneye bağış toplamak isteyen bir grup kadının öyküsünü anlatır. Chris, hayır amaçlı satılan ve yıllardır hiç para getirmeyen takvim için hep birlikte soyunup poz vermeyi önerir. Daha önce kameraların önünde hiç soyunmamış orta yaşlı kadınlar için çılgın bir fikirdir bu... Ama kadın dayanışmasıyla her şeyin altından kalkmayı başaracaklardır. Mütevazı ve eğlenceli bir İngiliz komedisi.


Kötü Kızlar - 2004 (Mean Girls) 
Yönetmen: Mark Waters 

Antropolog ebeveynleri nedeniyle eğitim hayatına Afrika’da başlayan Cady, ABD’de kaydolduğu yeni lisede, herkesi dış görünüşüne göre değerlendiren öğrencilerin dogmatik kültürleriyle karşılaştığında şok yaşar... Bu lise cehenneminden tek çıkış yolu, kız dayanışmasıdır. Senaryosunu Tina Fey’in yazdığı film, Amerikan gençlik filmlerinin klişelerinden uzak, eğlenceli bir hikâye anlatıyor.


Duyguların Rengi - 2011 (The Help) 
Yönetmen: Tate Taylor 

Yoğun bir ırkçılığın hüküm sürdüğü 1960’lı yılların Mississippi’sinde, kölelik koşullarında çalışan hizmetçilerin tanıklıklarını kitaplaştırmak isteyen genç bir kadının öyküsü... Bir yanda hizmetçilere psikolojik şiddet uygulayan ve sürü gibi hareket eden beyaz kadınlar; diğer yanda ise geleneklere karşı gelerek kendi yollarını çizmeye çalışan kadınlar... Biraz iyimser ve duygusal olsa da özellikle dönem üzerine yaptığı ayrıntılı gözlemlerle öne çıkan bir film.


Nedimeler - 2011 (Bridesmaids)
Yönetmen: Paul Feig 

Hollywood tarzı duygusal kadın filmlerine gerçekçi ve eğlenceli bir alternatif... Annie, Lillian’ın baş nedimeliğini yapacağım derken yanlış tercihleri ve sorumsuzluklarıyla her şeyi yüzüne gözüne bulaştırır... Gösterişe dönüşmüş evlilik ritüellerine hınzır bir gözle bakan “Nedimeler”, kadınların sinir krizlerine, çıkardıkları rezilliklere bir tür isyan ve kurtuluş gözüyle bakıyor. Öyle ki filmde her şey, ancak iyice parçalanıp dağıldıktan sonra doğru yola giriyor...


Diren: Zamanı Geldi - 2015 (Suffragette)
Yönetmen: Sarah Gavron 

Geçtiğimiz yüzyılın başlarında İngiltere’de oy hakkı için mücadele eden ve “süfrajet” olarak anılan kadınları anlatan film, feminist mücadele tarihi açısından önemli bir dönemi ele alıyor. Tarihsel kişiliklere ve olaylara işçi sınıfından genç bir kadının gözünden bakan film, bir bilinçlenme sürecini, polis ve devlet baskısının şiddetiyle getiriyor karşımıza. Farklı sınıflar ve kültürlerden gelen İngiliz kadınların erkek egemen sisteme isyanları ve direnişleri görmeye değer...

OKUDUM, BİTTİ.... LİSTERDALE'IN GİZEMİ / AGATHA CHRISTIE




KİTAP KÜNYESİ

ADI :Listerdale'in Gizemi

YAZAR : Agatha Christie

YAYINEVİ : Altın Kitaplar

ÇEVİREN: Çiğdem Öztekin

BASIM TARİHİ : 2016

SAYFA SAYISI : 248

TÜRÜ : Polisiye Roman


ARKA KAPAK


Heyecan verici, gizemli, aynı zamanda gerilim dolu on iki öykü… Lordun gizemli kayboluşu, trendeki tuhaf karşılaşma, garip bir cinayet soruşturması, emekli dedektifin katil avı, bir sepet vişne arasına gizlenmiş gerdanlığın sırrı, gerilim romanları yazarının cinayetten tutuklanması, tuhaf bir evlilik teklifi, Raca'nın kaybolan zümrüdü. Tüm bu öykülerin tek bir ortak noktası var: O da Agatha Christie'nin usta kalemi.


"Tüm bu öyküler hiç istisnasız deneyimli ve usta bir yazarın elinden çıkmış..."
-The Times Literary Supplement- 




BENCE...

Haziranda 1. Basımı yapılan Agatha Christie 'nin son 


yayınlanan kitabı 12 farklı polisiye öyküden oluşuyor. 


Christie ne yazsa okurum fakat romanlarındaki tadı 


alamadığımı da belirtmeliyim. Poirot ve Miss Marple 'ı 


gözlerim aradı doğrusu 😉 Yine de bu keyfi hiçbirşeye 


değişmem. .


  

KEYİFLİ OKUMALAR



OKUDUM, BİTTİ... DERT DİNLEME UZMANI / ADALET AĞAOĞLU




KİTAP KÜNYESİ

ADI :Dert Dinleme Uzmanı

YAZAR : Adalet Ağaoğlu

YAYINEVİ : Everest Yayınları

BASIM TARİHİ : 2014

SAYFA SAYISI : 255

TÜRÜ : Roman


ARKA KAPAK

Türkiye Cumhuriyeti'nin analizi niteliği taşıyan "Dar Zamanlar" serisinin dördüncü kitabı Dert Dinleme Uzmanı, Adalet Ağaoğlu'nun on sekiz yıl aradan sonra yazdığı roman.

Ağaoğlu, her dert dökümünün simgesel anlam ve çağrışımları olduğunun altını çizerek, toplumsal ahlakın bozulması, yozlaşması ve sonunda bireyin kendisinin bile farkına varamadığı değişim ve dönüşümünü muzip bir dille anlatıyor.

Yayınevinde çalışan bir editör, başkalarının kitaplarını titizlikle düzeltirken, içinden geçtiği çağrışım, anı ve hesaplaşma karmaşasıyla boğuşur ve bu süreçte yaşadıklarını defterine hatırında kaldığı gibi çalakalem kaydeder. Sonuçta, metinlerin ve gündelik dilin birbirine karıştığı yepyeni bir anlatım çıkar ortaya.

Dert Dinleme Uzmanı'nda isim, zaman, mekân belirsiz; çünkü günümüzde kalıcı olan adlar değil görsellik. Hayatımız şifreler üzerinden akıp gitmekte, ta ki kendimize tamamen yabancılaşıncaya kadar.

"Büyük incelik ve iyilik hassasiyeti, kötülüğün kötüsünden daha mı beterdir acaba? Ömrüm bunun yanıtını aramakla geçecekti ve öyle oldu galiba.

Kırmızı kaleme paydos

Hayattan ânlık sıçrayışlar

Defter kâğıtlarının tersine geç bakalım:
Bilmiyorsunuz ama sizin de sonunuz yaklaşıyor önlü arkalı sayfalar!.." 



KİTAPTAN ALINTI

"En yakın dostunun gerçekten dost olup olmadığını 


anlamak istiyorsan ya onunla birlikte seyahate 


çıkacaksın ya da ortak bir iş yapacaksın " 




BENCE...

Dert Dinleme Uzmanı Dar Zamanlar üçlemesinin devamı niteliğinde yazılsa da başlı başına okunabilecek niteliğe sahip olduğunu okuduğumda yorumlarda ,okumaya karar verdim. Aksi takdirde serinin ilk kitabından başlamak gerekecekti. Ve yazarın son romanından 20 yıl sonra yazdığı ilk roman niteliğini de taşıyor.

Kitap Dert Dinleme Uzmanı olarak da çalışan bir editörün notlarından oluşuyor. 5 bölüm halinde rastlantı, çağrışım, sezgi,kuşku,sabır,öç,takdimci başlıkları ile hem kendi hayatından örnekler aktarıyor hem de dertlerini dinlediği insanların öykülerini aktarıyor. Bu anlatımlar içiçe geçmiş halde aktarılmış. İsimler, zamanlar ve mekanlar belirtilmemiş.. Sıfatları ile tanımlanıyor. Uzmanımız bu defteri bir yazar adayına verdikten sonra intihar ediyor, ölümünden sonra bu kişi tarafından bastırılıyor ve okuyucuyla buluşturuyor. 

Bu kitabı da geçen ay Milliyet Sanat Dergisi eki olarak almıştım. Konular, yazılar, aktarım dağınık, bir bütünü temsil etmiyor. Beni çok sarmadı açıkçası. Ama alt mesajları güzeldi. .





KEYİFLİ OKUMALAR



OKUDUM, BİTTİ.... BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE / GRİGORİY PETROV





KİTAP KÜNYESİ

ADI : Beyaz Zambaklar Ülkesinde
YAZAR : Grigoriy Petrov
YAYINEVİ : Koridor
ÇEVİREN: Elnur Osmanov
BASIM TARİHİ : 2016
SAYFA SAYISI : 239
TÜRÜ : Tarihi Roman

ARKA KAPAK

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir. Halkların destansı özverisiyle yoksulluktan kurtularak, ekonomik, politik ve kültürel olarak nasıl mükemmel bir ülke yaratılabileceğini gösteren, okurlara dudak ısırtan ölümsüz bir eser. 

1960'ta Türkiye'de Cemal Gürsel tarafından darbe yapıldı. Birkaç ay sonra Cumhuriyet gazetesi darbede yer alan subaylara, dünya görüşlerini ve eğitim seviyelerini öğrenme amaçlı bir anket yaptı. Ankette şöyle bir soru da yer alıyordu: Okuduğunuz hangi kitap sizi en çok etkiledi? Cevapların çoğu aynı kitabı işaret ediyordu: Beyaz Zambaklar Ülkesinde. 



KİTAPTAN ALINTI

"Sanatsallık ve bilimsellik, bilgiye ve güzelliğe ulaşma

arzusu bir zemin, bilim ve sanat ise bu zeminde 

yeşererek büyüyen ve gelişen çiçeklerdir."



BENCE...


Yokluktan varlığa geçişin müthiş bir hikayesi. Finlandiya'

 nın verdiği millet olma mücadelesi. Bu uğurda halka 

vatan sevgisini aşılayan filozoflar, din adamları, ülkenin 

ileri gelenleri. Bir çoğu kendi kişisel kariyerini hiçe sayıp

 ülkenin kalkınması için çabalayanlar. Bu mücadele, 

birlik olma ruhu mutlaka okunmalı.

  



KEYİFLİ OKUMALAR



haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.