OKUDUM, BİTTİ... YEDİ GÜZEL ADAM / CAHİT ZARİFOĞLU







YEDİ GÜZEL ADAM


Bu insanlar dev midir
Yatak görmemiş gövde midir


Bir yara açar boyunlarında 
Kolkola durup bağırdıklarında


- Yar kurbanın olam 
   Dağlar önüme durmuş
   Ki dağlanam


Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden 
Durdular ite çakala karşı yarin kapısında
   







OKUDUM, BİTTİ... YEŞİL DENİZ KABUĞU / SARAH JİO






KİTAP KÜNYESİ

ADI :YEŞİL DENİZ KABUĞU
YAZAR :  SARAH JİO 
YAYINEVİ : PENA YAYINLARI
ÇEVİREN: FATMA ZEYNEP ÖZTÜRK
BASIM TARİHİ :2015
SAYFA SAYISI :312
TÜRÜ : ROMAN

ARKA KAPAK

 Yirmili yaşlarda hayat daha kolaydı. Özellikle de konu aşk olduğunda. Biriyle tanışıyordun, sen onları seçiyordun, onlar seni seçiyordu. Birlikte dünyayı fethedebilirdiniz. Paris'e taşınabilirdiniz. Bir sürü çocuk sahibi olabilir veya çiftçilik yapabilirdiniz. Günlük tuttuğunuz zamanlarda yazdığınız her şeyi yapabilirdiniz. Hayaller, parlak, çarpıcı renklerde yaşanacaktı. Hayat sizindi, ikinizindi. Her şeye birlikte göğüs gerip birlikte yaşayabilirdiniz. Hayatınızı birine bağlardınız ve gerisi önemini kaybederdi. Peki ya şimdi?



KİTAPTAN ALINTI

 "Gerçek aşka ve mutlu sonlara inanmıştık."

"Hayatınızı birine bağlarsınız ve geriye kalan her şey önemini kaybeder."



BENCE...

"Gerçek aşka ve mutlu sonlara inanmıştık." 💕💕💕💕
.
.
Diye başlıyor romanının ilk sayfasında. Ama diyebilirim ki mutlu sonla biten gerçek aşklar masallarda olur. Klâsik bir Jio kitabı. Zaman tüneli gibi geçişler ve hikâyelerin birleşimi bir önceki okuduğum kitaptan daha çok beğendim. Daha gerçek ve yaşadığımız toplumdaki sosyal çarpıklık gösteren bir konuya da güzel bir şekilde değinmiş. Ama beni üzen romanlarında vefakâr, fedakâr, cefakâr kadınların en sonunda bir de acı yaşıyor olmaları. Her zamanki gibi dili sade anlatımı akıcıydı. En çok Ryan'ın yaklaşım ve davranışını takdir ettim 👏👏 Romanı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız 😉 Jio hayranları...
.





KEYİFLİ OKUMALAR


SÜTLAÇ





Sütlaç çocukluğumun tatlısı diyebilirim. Canım annemin sık sık yaptıklarından biridir. Bitmeden herkes yiyebilmek için atağa geçerdi bizim evde :) Birkaç kez sütlaç denemem oldu hatta fırında sütlaç yapmışlığım bile vardır . Tarife http://www.hayeldamlasi.com/2010/09/firin-sutlac.html bu linkten ulaşabilirsiniz. Ama herkesin damak zevkine hitap etmez. Ben de ölçülerle tarif uygulamayı severim. Bu nedenle internette gezinirken nişastasız, pirinçunsuz tarif görünce denemek istedim. Tam kıvamında oldu sulu değil, lezzetli, şekeri kıvamı yerinde. Orijinal tarif ↠↠ burada↞↞ tıklayın.



MALZEMELER
1 litre süt 
2 çay bardağı pirinç
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilya
4 su bardağı su 

YAPILIŞI

Öncelikle pirinçler yıkanıp,  bir tencereye koyulur.
Üzerine 4 su bardağı soğuk su ilave edilip, ocağın üzerinde kaynamaya bırakılır.
Kaynamaya başlayınca ocağın altı kısılır ve kısık ateşte pirinçler yumuşayıncaya kadar, ara ara karıştırarak pişirilir. 

Pirinçler suyunu çekip yumuşayınca, süt eklenir ve yüksek ateşte kaynayıncaya kadar, karıştırarak pişirilir.
Kaynamaya başlayınca  1 su bardağı toz şeker ve 1 paket vanilya eklenir, karıştırılır, altı kısılır ve kısık ateşte yaklaşık 20 dakika pişirilir, arada karıştırmayı unutmuyoruz.

Pişen sütlaçları kaselere pay edip oda ısısında soğumaya bırakıyoruz.
Buzdolabına kaldırılır birkaç saat dinlenmeye ve kıvam almaya bırakılır.
Damak tadınıza göre üzerini tarçın, ceviz ile süsleyerek afiyetle yiyebilirsiniz. 

BON APPETİT

OCAK AYINDA Bİ KUTU MUTLULUK


OCAK AYI MUTLULUK KUTUMUZ GELDİYSE AÇIP KEYFİNİ ÇIKARMAYA BAŞLAYALIM. NE DERSİNİZ?

BU AY "GÜNAYDIN" TEMASIYLA BİZLERİ MUTLU ETMEYE DEVAM EDİYORLAR.





 YİNE KUTU İÇİNDEN ÖZENLE HAZIRLANMIŞ İKİNCİ KUTUMUZ ÇIKIYOR...



İÇİNİ AÇMAMIZLA HER KUTUDA OLDUĞU GİBİ BİZİ GÜZEL BİR MOTTO KARŞILIYOR.

"HAYAT SENİ SEVİYOR"



SOLDA HER AY TEMAYA ÖZGÜ DOPDOLU OLAN DERGİYİ GÖRÜYORSUNUZ.
MİSS GİBİ SICACIK ÇAY VE KAHVELERİMİZE EŞLİK EDECEK FİNCANIMIZ VE İÇİNİ DOLDURMAK İÇİN BİTKİ ÇAYLARIMIZI DA UNUTMAMIŞLAR.



GÜZEL TASARIMLARLA BARDAK ALTLIKLARI ŞAHANE.
YAPILACAKLAR LİSTESİNİN SIRALANACAĞI BİR NOT DEFTERİMİZ VAR.



VE ESNEK MATERYALDEN OLUŞAN ÇOK KEZ KULLANILABİLECEK SU MATARASI MEVCUT. SUYUNUZ BİTTİĞİNDE KATLAYIP ÇANTADAKİ YERİNİ ALIYOR VE HİÇ YER KAPLAMIYOR. 

GÜNE GÜZEL BAŞLAMANIZI SAĞLAYACAK GÜZEL DİLEKLERLE HAZIRLANMIŞ BİR POSTER. KALKTIĞINIZDA MUTLAKA GÖRECEĞİNİZ BİR YERE ASIN ;)

MUG'IN BİR YÜZÜNDE "GÜNAYDIN" DİĞER YÜZÜNDE "GOOD MORNİNG" SİZİ KARŞILIYOR.


HEMEN BİR TANE KUTUYLA KENDİNİZİ ŞIMARTMAYA NE DERSİNİZ ;)



OKUDUM, BİTTİ.... AVOKADO BAHÇESİ / ROBERT HALLENGA



 


KİTAP KÜNYESİ

ADI : AVOKADO BAHÇESİ
YAZAR : ROBERT HALLENGA
YAYINEVİ : MAYA YAYINLARI
ÇEVİREN:MELDA UYTUN
BASIM TARİHİ :2016
SAYFA SAYISI :296
TÜRÜ :ROMAN

ARKA KAPAK




KİTAPTAN ALINTI

"Bence bir şeylerin ne anlama geldiğiyle, hayatın anlamıyla ilgili endişelenerek çok zaman harcıyorsun. Bu iyi değil. Şimdi seninle bir arkadaşın olarak konuşacağım." .
📖
📖
📖 .
"Bunu düşün, señor. Değerlendir. Kitapların... Platon, Aristo. Onlar her şeyi açıklayamaz. Hayatı yaşamalısın." .



BENCE...

Rudy Harrington karısı Helen'i kaybettikten sonra kızları da kendilerine yeni bir hayat kurmuşlardır. Chicago'da koca evde tek başına yaşamaktadır. Karısına ait olan "Hayatı Kolaylaştıran Felsefe" adlı kitabı okumaya başlamış ve hayatın anlamını kendince arayıp bulmaya karar vermiştir. Evini satıp Teksas'a yerleşip, Avokado Bahçesi bulunan bir arazi satın alır. Ve hayatına giren birçok kişi olur ve her biri bir noktaya dokunur. Bunlardan en ilginci güzel resim 🎨 de yapabilen Norma Jean adlı bir 🐘 fildir. .
.
.
Bu romanda aile bağlarına da değinilmiş. Uzak gibi görünen ama içten içe birbirlerini düşünen bir yapı söz konusu. Sevgi, sadakat, yapılan hataların nasıl affedileceği, nasıl aşılabileceğine dair yaklaşımlar da mevcut. Bir çok ünlü felsefeciden Aristo, Platon, Descartes, Kant v.b. alıntılar da mevcut. Felsefeseverler için güzel bir kitap

.




KEYİFLİ OKUMALAR

OKUDUM, BİTTİ... KELEBEK ADASI / SARAH JİO




KİTAP KÜNYESİ

ADI : KELEBEK ADASI
YAZAR : SARAH JİO 
YAYINEVİ : PENA YAYINLARI
ÇEVİREN: FATMA ZEYNEP ÖZTÜRK
BASIM TARİHİ : 2016
SAYFA SAYISI : 288
TÜRÜ : ROMAN


ARKA KAPAK



KİTAPTAN ALINTI 

"Mutlu olmam gerekiyordu, biliyordum. Ama mutluluktan vazgeçeli uzun zaman olmuştu."
( S:12 )

"İstenildiği gibi olan ya da olmayan şeylere üzülmekle o kadar zaman harcıyoruz ki treni kaçırıyoruz. Hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. Sadece yaşa ve bırak olsun gitsin..."
( S:34 )

"Bazen yan yana olan kareler birbirine uymuyor ama ortaya çıkan şeye bütün olarak
baktığında bir şekilde hepsi birbirini tamamlıyor."
( S:192 )

KİTABIN KONUSU

Eric ve Charlotte düğünden sonra Bahama Adalarına balayına giderler. Bermuda Şeytan Üçgenini görmek için tekne gezisine çıkarlar. Charlotte önden gider ve tekne ile okyanusun ortasında kaybolurlar. Teknede kalan iki kişiden biridir. ve günler sonra bir adaya ayak basarlar ve yaşam mücadelesine girerler. Gray gizemli ve sırları olan bir adamdır. Burada mavi kelebekleri görürler. Ve bu kelebeklerin olduğu yerde mucizelere gebe olduğu bilinmektedir.....



BENCE...

Sarah Jio'nun okuduğum 3. kitabı. Diğerleri Mart Menekşeleri  ve Elveda Haziran idi. Bu kitabında da kullandığı ortak noktalar bir aşk hikayesi olması, geçmiş ve şimdiki zaman içinde geçişli anlatımı , anlatımının akıcı ve sürükleyici olması, sırlar ve gizemlerin sardığı ve sonuçta her şeyin açıklığa kavuşmuş olması gibi hususlar. 
Hikaye ana temelde adada geçiyor. Mavi Kelebeklerin  -  ki bu kelebekler sık ve her yerde görülen kelebekler değildir. - görüldüğü yerde mucizelere gebe olunan olaylar vuku bulur , bu mucizeleri kitabı okuduğunuzda göreceksiniz. 
Başrollerde Charlotte ve Gray var ama bunun dışında adada  yaşam mücadelesi verirlerken rastladıkları enkazlardan da birçok hikayelerin çıkması ve bunların birbirleriyle bağlantıları da anlatılmış. Bence bu durum biraz kafa karışıklığına neden olabiliyor. Bana çok dağınık ve kopuk geldi bütün olarak düşünürsek. Çok fazla hikaye var içiçe geçmiş. 
Ayrıca adadaki mucizenin ne olduğunu romanın sonunda görüyorsunuz ama bana bu haksızlık gibi geldi ve gerçeküstü tabi ki :) 
Sarah Jio bu romanını çok uzun yıllar önce yazmaya başlamış araya giren birtakım durumlar nedeniyle ara vermiş ve son şeklini verip 2016 yılında yayınlamış. Ve ilk Türkiye'de satışa çıkmış.
Bundan sonra çıkacak kitabı içinde şöyle bir tüyo vereyim. 2015 yılında Tüyap Kitap Fuarın'da bulunan yazar İstanbul'u çok beğenmiş. Ve yeni romanının İstanbul'da geçeceğini söylüyor yapılan bir röportajda. 
Şimdiden sevenlerine duyurulur. 





KEYİFLİ OKUMALAR



OKUDUM, BİTTİ... KAĞIT EV / Carlos Maria DOMİNGUEZ





KİTAP KÜNYESİ

ADI : KAĞIT EV
YAZAR : CARLOS MARİA DOMİNGUEZ
YAYINEVİ :JAGUAR KİTAP
ÇEVİREN:SEDA ERSAVCI
BASIM TARİHİ :2015
SAYFA SAYISI :94
TÜRÜ :ROMAN

ARKA KAPAK

 Bazı insanlar kitap okumaz, bazıları okur ve kimileriyse okumakla kalmayıp onlarla birlikte yaşar.
Kağıt Ev, işte bu kitap tutkunlarından Carlos Brauer'in ve onun bir edebiyat profesörü olan Bruma Lennon'la olan gizemli ilişkisinin, bu ilişkinin gün yüzüne çıkmasına neden olan bir Joseph Conrad cildinin, kitap ve okuma aşkıyla dolu yaşamların hikayesi...
Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez'in, yayımlandığı her ülkede büyük ilgi uyandıran novellasını Seda Ersavcı İspanyolca aslından çevirdi.
Peter Sis'in çizimleri ve Cem Ersavcı'nın kapak fotoğrafıyla, kalın ciltlerin arasında saklanacak bir mücevher...


KİTAPTAN ALINTI

Her yıl öğrencilerime en az elli kitap hediye etsem de bir raf dolusu kitap daha eklenip duruyor aralarına, çifter çifter dizili bir şekilde , sssizce, masumca ilerliyorlar evde. Onları durduramıyorum.
( S:19 )

 Kitapları buluyor ve onların bizi başka bir yere götürmelerine olanak tanıyoruz.
( S:39 )

"Kütüphane zama açılan bir kapıdır" BORGES
( S:44 )
Bir vazo, bir kahve makinesi yahut bir televizyon bir kitaptan çok daha önce eskir yahut kırılıp bozulur. Bir kitap, sahibi onu parçalamak, sayfalarını yırtmak, ateşe atmak istemediği sürece işlevini yitirmez.
( S:69 )

KİTABIN KONUSU  

Cambridge Üniversitesi'nde Edebiyat Profesörü , kitap aşığı olan Bluma Lennon'ın ölüm sahnesiyle başlıyor . Kendisine gönderilen özel baskı bir kitabın ölümünden sonraya denk gelmesi ve bu kitabın arkadaşının eline geçmesi ve arkadaşının bu kitabı sahibine ulaştırmak istemesi ile kitapların büyülü dünyasına girmesi anlatılıyor.

BENCE...

Yazarın ilk okuduğum romanı. Kitap aşıkları, kurtları, tutkunları kendinizi nasıl adlandırıyorsanız eğer kitapları çok seviyorsanız bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Bir başucu kitabı adeta.Kitap sevgisi , kitaplarla neler yapılabileceği, kitabın yaşamımıza kattığı anlam bu denli güzel anlatılabilirdi. Baktım okurken neredeyse her satırın altı çizilesi , o nedenle karalama yapmamak adına bıraktım çünkü buna gerek yok. Defalarca elnize alsanız da açıp başından sonuna dek okuyabilirsiniz. Kitabın insana kattığı güzellikler yanında olabilecek  tehlikelerini de  aktarmış yazar. Ne mi bu diyeceksiniz? O kadar spoi vermeyeceğim çünkü kitabı alıp okurken keyfinizi bozmak istemem. Romandaki kitapseverlerin sahip olduğu kitap sayılarına baktıkça dedim ki benim daha alacak çoook kitabım  var :) 
Kağıt Ev olur mu ? dediğinizi duyar gibiyim , oluyormuş nasıl mı o da kitabın içinde.
Kitap tutkusuna değişik bir açıdan bakılmış, 94 sayfa olmasına rağmen birçok kitapsevere göre ince diye adlandıracakları bir kitap belki ama içi kocaman..
Bir üst başlıkta kitaptan alıntılar aktardım. Daha fazlası bu ince fakat içi dopdolu kitapta sizlerle buluşmayı bekliyor.
Bu arada 20. sayfa ilk cümle beni benden aldı :)
Son olarak içerisinde sayfa aralarına serpiştirilmiş kitaplarla ilgili çok güzel ve özel 11 adet çizim mevcut. 


KEYİFLİ OKUMALAR



OKUDUM, BİTTİ... BEYAZ GEMİ / CENGİZ AYTMATOV





KİTAP KÜNYESİ

ADI :BEYAZ GEMİ

YAZAR : CENGİZ AYTMATOV

YAYINEVİ :ÖTÜKEN

ÇEVİREN:REFİK ÖZDEK

BASIM TARİHİ :2015  (46.BASIM)

SAYFA SAYISI :176

TÜRÜ :ROMAN

ARKA KAPAK

Beyaz Gemi, Aytmatov'un, edebiyat aleminde geniş akisler uyandıran, verilmek istenen mesajla yaratılan tiplerin büyük bir uyum sağladığı eserlerden biridir.

Romanın kahramanı yedi sekiz yaşlarında bir çocuktur. Çocuk, saflığın, bozulmamışlığın ve geleceğin sembolüdür. Aytmatov, çocuğun saf ve temiz dünyasından, hayatın acı ve çıplak gerçeğine uzanan bir roman kurgusunu meydana çıkarmayı başarır. Ona göre; çocukluk, gelecekteki insan karakterinin tohumudur. Çocukluk gerçek ana dili öğrenmeye ve çevresindeki insanlarla, tabiatla ve özellikle kültürle bağlarını hissetmeye başladığı dönemdir.

Aytmatov, Beyaz Gemi ile destan, efsane ve masal gibi çoğu şifahi edebiyat unsurlarını eserlerine sokmaya başlar. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine kendine has yorumlar getirir. 

  

BENCE...

Romanın başkahramanı bir çocuk ve dedesi. Kırgızistanın San-Taş vadisinde 5-10 nüfuslu bir köy yerinde yaşamaktalar. Annesi ve babası sağ olmasına rağmen çocuğu reddetmişler , kendilerine ayrı yeni bir yaşam kurmuşlar. Çocuğu dedesi büyütmektedir. Dedesinden başka seveni yoktur, mutsuzdur fakat hayal dünyasında yaşadıklarıyla mutlu olmaya çalışmaktadır. Çocuk babasının Beyaz Gemi'de kaptan olduğunu sanır, dürbünüyle 
 tepeye çıkıp gözlediği beyaz gemide babasının olduğuna inandığı için kendisinin de bir gün balık adam olup gemiye kadar yüzeceğini ve babasıyla kavuşacağını hayal eder. 
Dedesinin anlattığı ,onun soyundan geldiklerine inandıkları Maral Ana hikayesi vardır. Çocuk mutsuz olduğunda yine bu hikayeye sarılır. 
Genel olarak bakıldığında , güçlü ve güçsüz insanlar var. Güçlü olanlar her zaman ki gibi güçsüz olanları ezmeye çalışmakta. Ve çıkarları uğruna her şeyi yapmayı göze almaktadırlar. 
Yerel dilde kullanılan bazı terimler vardı , kitabın alt tarafında bu terimlerin daha çok açıklamalarına yer verilseydi daha keyifli olurdu okuması diye düşünüyorum. 
Maral Ana hikayesi var demiştim ya çocuk bu hikayeye kendini kaptırır ve çıkarcı insanların ona zarar vermesi ile de hazin sona doğru yol alır. 
Hikaye tadında anlatılmış bir roman. Keyifle okunabilir. 




KEYİFLİ OKUMALAR
haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.