OKUDUM, BİTTİ... ANNE BAK KİM GELDİ? / AYŞE ERBULAK




KİTAP KÜNYESİ

ADI :ANNE BAK KİM GELDİ? 
YAZAR : AYŞE ERBULAK
YAYINEVİ :LABİRENT YAYINLARI
BASIM TARİHİ :2015
SAYFA SAYISI :140
TÜRÜ :POLİSİYE ROMAN

ARKA KAPAK

Türk polisiye edebiyatının en üretken kalemlerinden biri olan Ayşe Erbulak’ın Anne Bak Kim Geldi? isimli 5. romanı okurlarla buluşuyor.

Ayşe Erbulak, hikâyede boşluklar bırakmadan, üstelik katili romanın başında okuyucuya sunarak, bu tür kurgularda karşılaşılan zorlukların üstesinden ustalıkla geliyor. 30 yıl önce kaybolan bir anne ve annesini bulamadığı için teselliyi yurtdışına gitmekle bulan bir oğul; bir anneyi öldürecek kadar gözünü karartmış başka bir roman kahramanı...

Katilin, cinayet işlemesine sebep olan olayların üzerine cesaretle giden Erbulak, romanda okurlarına büyük bir vicdan muhasebesi de yaptırıyor. Romanın sırrı ve büyüsü ise şu cümlede saklı: “Bu dünya ikimize dar kızım... Ya sen öleceksin, ya ben!”
"Başı dönüyor, denizde değil de bulut kadar yumuşak bir hortumun içinde hızla dönüyordu. Bu dünyadan göçüyor olduğunu, çocuklarını, torunlarını bir daha göremeyeceğini düşündü. Balık etli olmasına karşın kendisini gramdan bile daha hafif hissetti. Şu anda gördükleri denize girdiği sırada etrafında gördüklerine benzemiyordu. Pastel renkler giderek siyaha boyanıyordu. Hem kör, hem sağır olmuştu. Bir uçtuğunu, bir dünyanın en dibinde bir noktaya doğru hızla çekildiğini hissetti. Acaba hangisi üstün gelecekti? Bu his ona tansiyonunun düşmüş olacağını hatırlattı bir an. İstemediği halde su yutuyordu. Artık gözlerinde sadece karanlık vardı, derin, dipsiz bir karanlık. Kendinden geçerken başına gelen şeyi algıladı."



KİTABIN KONUSU

Müjdat - 30 yıl önce - annesinin aniden ortadan kaybolmasıyla ve  bulunamaması sonucu teselliyi yurtdışına kaçarak yeni bir hayat kurmakta bulur. Diğer yandan 
annesini gözünü kırpmadan öldürecek derecede nefret eden Hilal.
Bakalım kader ağlarını nasıl örecek? 


BENCE...

 Ayşe Erbulak öyle güzel ve akıcı bir dili olan , elinize aldığınızda bitirmeden rahat edemeyeceğiniz bir kitap yazmış. Nitekim bana da öyle oldu. Araya uyku girmeseydi aynı zaman diliminde bitmiş olacaktı. Şimdiki zaman ile 30 yıl öncesine gidip gelmeler var her ne kadar zamanlar arası gidip gelen hikayeleri sevmesem de yazar o denli kurguyu düzenlemiş ki okurken hiç rahatsız etmiyor. Gereksiz ve yorucu anlatım ve uzayan tasvirlere yer verilmemiş. Bu arada katilin kim olduğunu daha başında öğreniyorsunuz ---bu yönüyle Marquez'in Kırmızı Pazartesi adlı kitabını bana anımsattı--- E o zaman bu kitap okunur mu diyeceksiniz ama sonuna kadar sürükleyici bir şekilde akıp gidiyor. Çünkü cinayetin neden işlendiğini ve sonunda adaletin yerini bulup bulmadığını merak edeceksiniz. Ve bu merak duygusu kolay kolay hiçbir şeyin yerini almıyor ;)  

Agatha Christie polisiyenin kraliçesi ise ülkemiz de de kadın polisiye yazarlığında bu tahtı Ayşe Erbulak alacakmış gibi geliyor. TV'de bir söyleşide Agatha Christie hayranı olduğunu ve yazdığı 80 polisiye romanını da okuduğunu ifade etmişti :) Biz de hem Christie hem de Erbulak kitaplarını bir solukta okuruz o halde ;)

Kitapta ilgimi çeken şey ise önsöz'den sonra kitapta yer alan tüm karakterlerin tanıtımı yapılmış. Biraz zengin o nedenle tam oturtabilmek için başlarda zaman zaman bu sayfadan faydalandım. 
Hikayede yazar neredeyse hiç  havada kalan bir anlatım bırakmamış. Hatta kitabın sayfalarında kilit noktası olan bir konuyu doğru tahmin ettim ve çok keyif aldım bundan. 

İyilerin de kötü olabileceğini, her zaman insanları dış görünüş ve yaptıklarıyla değerlendirmemek gerektiğini de bir kez daha anlamış oldum. Spoi vermemek adına bazı noktaları tam olarak açıklayamıyorum. Anlayışla karşılayacağınızı umuyorum. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum tüm polisiye roman severlere 👍


KEYİFLİ OKUMALAR



Hiç yorum yok

Yorum Gönder

haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.