UYURSAK GEÇER Mİ? / SEDA EROĞLU




Kitabın yazarı Seda Eroğlu ile tanışmama vesile olan kitabı keyifle okudum diyebilirim. 
Aslında bizden, içimizden bir hikaye. Kim bilir komşunuz, belki de yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınız, her sabah ekmek, gazete aldığınız bakkalınız bile bu hikayeden bir parça taşıyabilir.

Ve bir kez daha görüyoruz ki KADIN güçlü bir duruş sergiledikçe, kendine güvendiği takdirde altından kalkamayacağı hiçbir zorluk olamaz bu hayatta. Kız annelerine selam olsun, işiniz çok zor....

Anlatımı akıcı, sade bir dil kullanarak yazılmış roman. Karşılıklı diyaloglara çok rastlamıyoruz. Ana karakterler Kader, Can, Hayat 'ın gözünden bölümler altında aktarılıyor bütün hikaye. Bu nedenle daha çok betimlemelere, psikolojik öğelere, karakter ve duygu tahlillerine daha çok yer verilmiş. Okuyucuyu hikayesi ile ele geçirmeyi başarıyor. 

İlk başta hikaye dağınık gibi gelse de karakterlerin bir yerden sonra bağları ortaya çıkmaya başladıkça okumak daha keyifli hale geliyor. 

Benim için olumsuz tarafı birkaç yerde geçen, söz dizimlerinin aynen tekrarlanması oldu. Buna rağmen hikayenin bütünün düşündükçe ve olayları muhakeme ettikçe bu olumsuz tarafı beni çok etkilemedi. 

Eeee ne diyoruz o zaman 👉👉 UYURSAK GEÇER Mİ HAKİKATEN???





KİTAPTAN ALINTI 

"Keşkeler" biriktirmek kumbarada para biriktirmeye benzemez. Pişmanlıklar arttıkça, zamanla hayatınızdan çalınır.


Zamana direnenler, hayat denen bu savaşın en büyük galipleri olurlar.


Ruhunuzu tamamlayacak olan, içinizdeki eksiklere bir armağan sunmaktır.


ARKA KAPAK


“Ayağa kalkıp demir kapıyla vedalaşması birkaç saati buldu. Gecenin karanlığı gökyüzüne en karmaşık halini vermiş, hava iyice soğumuştu. Bizi o evde bıraktığı güne lanet ediyordu. Sağa sola yalpalayarak ilerliyordu. Sokak lambasının altından geçerken yüzüne düşen her bir kar tanesi ayrı ayrı renklerde yanıp sönüyordu. Tekrar hıçkırıklara boğuldu. Köşeyi döndüğünde artık sokak da en az arka oda kadar sessizdi. Geride kırgın bir kadının küçük, narin ayaklarının izleri kalmıştı.”

Canan’ın ardında bıraktığı kırgın bir kız çocuğuydu Kader. Gözlerinde sevgi pırıltıları görmeyi beklerken her seferinde çarptığı soğuk duvarlar gibiydi babası. Her haliyle annesine benzediği için cezalandırılıyor muydu bilinmez, geleceğe doğru kalbindeki büyük çizikle sürükleniyordu. Eksikti, yarımdı. O boşluğu dolduracak umut,  bir gün yüreğinde filizlenebilecek miydi, bilmiyordu.
Annesinin geçmişinden yüklendiği bir isimle hayatında derin yaralar açılmış yalnız bir adamdı Can. Rüzgar nereden esse, o yöne savruluyordu. Özlemleri, pişmanlıkları, yarım kalmışlıkları bir sonbahar yığıntısı… Hayatın derinliğinde bir anlam arıyordu.
Binlerce yüreğe dokunmuş, sevgi dolu bir kadındı Hayat. Bir sabah pencere aralığından odasına sızan mazi çağrısıyla, o çok özlediği çocukluğun Can’dan ibaret olduğunu anladı. Şimdi yıllar önce terk ettiği, yosun kokulu o küçük şehir onu hayatının yolcuğuna davet ediyordu. Biliyordu aslında, bu çağrı yeni bir uyanışa davetti ve bu yolculuğu içindeki o kırgın kız çocuğuna borçluydu.

‘Uyursak geçer mi?’ çocukluğa özlemin, umudun, aşkın ve gerçek uyanışın hikayesi.






KİTAP KÜNYESİ

KİTAP ADI: UYURSAK GEÇER Mİ
YAZAR: SEDA EROĞLU
YAYINEVİ: MÜPTELA YAYINLARI
TÜRÜ: ROMAN
SAYFA SAYISI: 328
BASKI YILI: 2017













HAYELDAMLASI KİTAPLIĞI






Hiç yorum yok

Yorum Gönder

haYELDAmlası

Blog Tasarımı: Senino Tasarım

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.